Salı, Eylül 16, 2008

Düşsel Varlıklar: Karanlık Thomas

Maurice Blanchot’nun Hegel’in Fenomenoloji’sinden etkilenerek yazdığı romanının ana karakteri. Karanlık Thomas (Thomas l’obscure - 1941) adlı bu romanda nesneyle kavramının ve de bunların düşünülüp düşünülmemesinin arasında hiçbir uzam yoktur. Thomas da ana karakter olarak kitabın karanlık karakteriyle iç içe geçmiştir. Thomas karakteri gerçeklikten bağımsız bir şekilde gerçekten de bu kitapta bir hayat sürer. Thomas’nın diğer roman karakterlerinden en temel farkı aşırı belirsiz olduğu kadar aşırı gerçek de oluşudur; tıpkı gerçeğin kendisi gibi. Thomas, iki ayrı yokluğun kesiştiği yerde, düşüncenin iyice grileştiği ama kararmadığı anlarda ortaya çıkar. Ortaya çıkışı her zaman görünmesinden önce var olabildiği için Thomas düşsel biridir. Uykusuna kalem saplanmış yazının içinde, tüm sınırlara bulaşmış bir varlık olarak Thomas kendi mevcudiyetsizliğinde yaşar. Küçük bir yerde, kıyısı olduğunda denizi olmayan, denizi olduğunda kıyısı olmayan, üç beş kişinin yaşadığı bir yerde, bulunduğu yerin arayışında dolaşıp durarak var olur. Karanlık bir ruhu olduğundan kendi gölgesinin ondan kaçtığı biridir. Yürüdüğü her yerde mevcudiyet altından çekilir, bu yüzden diğer tüm düşsel varlıklar için Thomas gerçek biridir. Bütün gün yaptığı şey düşündüklerinden kendini kurtarmaktır. Bunu da hiç yapamadığından çelişkilere tutunur, bir eliyle beyazı tutar, diğer eliyle siyahı; ama herhangi bir grileşmede kendi içine kaçar. Thomas’dır o. Olduğu yerde, orada olan şeylerle ilişkiye girmeyen ama onların düşünceleri içinde, bir düş uzamında, bu uzamın da kendi mevcudiyetsizliğini yaşar. Denize girer, orada uyur, uykusunda yine denize girer, yüzerek karşı kıyıya, en çok uyanık olabileceği varoluşa geçer. Düşler kurar, düş olur, hayal olur. Bazen de Thomas, Thomas düşüncesi olarak ölür, sonra mezarını beğenmez yazıyı terk eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)