Pazartesi, Eylül 22, 2008

Düşsel Varlıklar: Psikanalist

(İng. Psikoanalyst): Ne iş yaptığı hâlâ pek anlaşılmayan, ruh çözümleme uzmanı olarak bilinen kişilere denir. Psikanalist, Freud'un Psikoloji çalışmaları sırasında tedavi etmeye çalıştığı kadın histeri hastasıyla arasındaki karmaşık iletişimden yola çıkarak bulup geliştirdiği ve adına Psikanaliz dediği kuramı hem pratik hem de teorik olarak uygulayan kişidir. Psikanalistler insanlarla uğraştıkları için insan üstüdürler, ve hepsi olmasa da genelde karizmatik varlıklardır. Genelde büyük kentlerde, kişiliklerin en kuytu köşelerine yani ben’lere tutunarak yaşarlar. Psikanalist, en baştan beri savunma ve çatışmaların içsel geri planlarına dair beklentilerle nesnesini (ben) karşılar, bu yüzden hep içerlerdedir. Dışarıya dair pek konuşmazlar. Psikanalist, nevrozların doğup arttığı bir çağın en sevilmeyen varlıklarındandır. Her ne kadar, işinin konuşmaya gelen kişiyi söyleyebileceğinden kurtarmak olduğunu söylese de bu o kadar kolay gerçekleşmez. Çoğunlukla oturur durumda konuşurlar, konuşmayı bilenleri az bilmeyenleri çok konuşur. Psikanalist kendini bir yardımcı olarak söyler; ancak bir semptom giderici bile olsa yan etkileri konusunda yeterince araştırma yapılmamıştır. İnsanın acısını azaltmasına, yırtıklarını dikmesine, benlik bilincinin bütünlüğünün korunması konusunda çalıştığını, kendi pratiğinin insani gerekçeleri olarak ortaya atsa da, bütün bu analiz pratiği büyük suçluluk duygusuyla ilerlediğinden onlara saf suç giderici de denilebilir; ancak suç denilen şey doğası gereği nesnesinden koparak yaşamayı başarmış bir şeydir, ve bu yüzden Psikanalistin vicdanı hep deliktir. Psikanalistin işini iyi yapıp yapmadığına dair temel bilgi genelde eksiktir, çünkü analiz pratiğinin yapıldığı yer onun odasıdır, ve hastayla arasındaki bu odanın kapısı hep kapalıdır. Psikanalist en baştan beri analiz mefhumunun hem karar vericisi hem de pratiğinin yöneticisidir. Modern psikanalistlerin bu aktif konumdan kendilerini sıyırmaya yönelik iyi niyetli çabalarına rağmen analiz olgusunun kendisi onların önünde engel olur. Psikanalistin işine başlarken ki en zayıf yönü tam da kendi konumudur; çünkü bir şeyi analiz edebileceğine dair düşüncesi, veya olmayan bir şeyi bulabileceğine dair mesleki önyargısı onu bir ruh avcısına da dönüştürebilir; bu yüzden eli hastaya mahkûmdur. Psikanalistin düşündüğü en önemli şeyin hasta veya nesnesinin kendisi olduğu söylenir. Genelde, Psikanalistler her şeyi hasta yararına gerekçelendirip dirençleri de Psikanaliz yararına düşünürler; ancak analiz edilenin bu pratiğe aktif katılımına karşın kuramda sözünün pek geçmemesi yüzünden her şey eksik kalır. Pratikte hasta belki kendi kendini bilmeye yönelik birçok şey öğrenir ancak bunları yazmaz. Bu yüzden psikanalist işe her zaman eksik başlar, hastasıyla arasında kuramsal alandaki ayrılık (gerçekleşmesi olanaksız ortaklık) pratik alanda çatışmayı artırır. Kaldı ki bu çatışmaların, bilim-i yararına Psikanalist tarafından oto sansürden geçtiği bilinen bir gerçek. Psikanalist için kuramın bilinmeyenle veya bilinemezle olanla ilişkisinin gerçekte kimi kurtarmaya yönelik olduğu henüz kuramın içinde yoğunluklu düşünülmemiştir. Bilmenin veya gözlem yapmanın, ötesinde bilgiyi iç görüyle sağlamlaştırmanın birçok olumlu sonucu olsa da olumsuz sonuçları açısından kuram kendine karşı dürüst değildir. Psikanaliz kuramı içinde yer alan olgu öykülerinin çoğunun başarı ile sonuçlanmış olanlarından seçilmiş olması, ve başarısız olanlarının da tek cümleyle, kayıp kişilik olarak sözün içinde terk edilmeye bırakılmış olması düşündürücüdür. Tabi ki Psikanalizin nesnesiyle arasındaki mutlak ve kesin ayrılık, derin ve geniş bir dışarının ışığı altındadır. Bu yüzden içe dair düşünme veya dinleme taraflar için bir dezavantajdır, ancak bu zaten Psikanalize sebep olan olgudur. Semptom giderici olarak Psikanalist, yine kendi kuramının bilinçaltında uyuyan düşsel bir varlıktır. Kısaca, uykusundaki uyanıktır Psikanalist.

2 yorum:

  1. tanımlarken, tanımlananın sesinden sıkça yardım almak onu daha da tanımsız yapar. kısa metinde 18 kez psikanlist denmiş. aynı sözden türeyenlerin varlığını saymıyorum, yoruyor. kendinde yazılar için ve yazılardaki zayıflıklardan, teslimiyetten arınmak için, meseleyi kavramak ve ondan sonra yazmak gerekiyor. ötesi kişinin kendi karanlığında yuvarlanması gibi bir şey...

    YanıtlaSil
  2. -biz yazdıklarımıza tekrar dönmeyiz, biraz olsun yorumlamaya değecek bir şey varsa yorgunluğu göze almalı; hem sonra, yazılmış olanlarla pek işimiz kalmadığında artık ne yazdığımızı da hatırlamıyoruz, sizden ve herkesten önce bizim için önemli olan, gerçekliğin hedef alınmasıdır, ancak vurmak gibi bir derdimiz de yok, saçmalar her yere dağılır ve dağıtır...

    YanıtlaSil

"Words Words Words" (Hamlet)