Pazar, Eylül 28, 2008

Düşsel Varlıklar: Siyasal Eleştirmen

Günlerinin gerçekten gün olmasının verdiği rahatlık içinde hiç düşünmeden de yazabileceğini en iyi gösteren kişidir. Birçoğu Marksizm'e gençken gönül bağlamış kişiler olup hiçbir zaman Hegel okumadıklarından, düşünmedeki devinimden uzakta, büyüyemeyen tek yürekli insanlardır. Hiçbir şey yapamamalarından daha da kötüsü hiçbir şeye inanmazlar. Hayatlarıyla hayatını ortaya koymak arasında kendilerinden değil ama mevcudiyetlerinden yana dururlar. Genelde kitaplarla ilgilenen, ama onların ruhlarına hiçbir karşılık veremeyen insanlardır; bu durum benzer bir biçimde aşk edimlerinde daha da karmaşık yaşanır. Düşünmediklerinden, konuşmamanın verdiği cesaretle hep aynı şeyi söylerler, ve hepsi aynı şeyleri söylediğinden birbirleriyle pek uzlaşmazlar. Bazıları dünya düzenini eleştirir, bazıları da yeni dünya düzenini, arada bir fark var mıdır yok mudur bilinmez, çünkü dünya hep aynı dünya. Yazdıkları, uykusundan mutsuz uyanmış bir çocuğun hayretleriyle doludur, kabus kabus deyip gündüz uykularında sayıklarlar. Bir ampulü değiştirmekten aciz olup dünyayı aydınlatmaya çalışırlar. Tümüyle düşsel değildir Siyasal Eleştirmen, çünkü kuru bir hayatı vardır. Canı sıkıldığında kendini çamura atar, kire bulaşır, sözü hep kötüyü işaret eder; işini iyi yapamayanlarda kirin izlerini görmek mümkündür. Devrimle ilgili hiçbir şey yapmadıklarından, yazdıklarında Devrimin Kavramına (sözcüğüne değil) rastlamak pek mümkün değildir. Birşeyler yapacaklarsa da önce oturup konuşmaları, hatta önce bir yayın çıkartmaları gerekebilir; ama bu, aslında oturmanın ve tembelliğin bahaneleridir. Siyasal Eleştirmen bugün için özellikle başa beladır, siyasal alanı eleştirinin kara bulutlarıyla örtmüştür, bu yüzden siyasal alan, "Ne Yapmalı?" sözünün çarpıtıldığı yere dönüşmüştür. Siyasal Eleştirmen artık siyasal eleştirinin sözcüsü olmuştur, söyleyeceği herhangi bir şey mutlaka söylenen bir şeydir. Siyasal eleştirinin bugün kendini bile şaşırtacak kadar aşırı söylemeye düşkünlüğü düşündürücüdür. Daha söyleyeceğini söylemeden zaten söylenmişe sığınması, orada kendini yanıltabilecek noktalar bulması ve her seferinde hedefinden şaşmış bir ok gibi salt kendine saplanması ürkütücüdür. Birinin söylediği daha şimdiden diğerinin söyleyeceğini belirlemiş gibidir. Bunun herhalde en güzel örneği Yazar kavramında kişiselleşir. Yazar, bir kişidir ve yazar. Eylemi ve kendisi arasında hiçbir nedenselliğe ihtiyaç duymadan kendi işlevini yine kendisi gerekçelendirirken, eksik kaldığı yerlerde diğer bir yazar rolünü oynar. Birinin yazdığını diğeri kendince yazarken bir başkası da eksik olanın sonuna imzasını atmak için bir yer arar. Siyasal Eleştirmen pratikte bir tıkanmayı bile gideremezken, tıkanma eleştirmen sayısını artırarak çoğalır. Ancak hemen söyleyelim ki bu tıkanma teorik olamaz, çünkü teoride tıkanma diye bir şey olmaz. Teori her zaman için sapmalarla yoluna devam eder, tutarsızlıklarından çoğalır, bu yüzden Teori Edimi salt Kitaba dönüşmeye mahkûmdur. Komik olan şu ki, siyasal eleştiri ustalarının en iyi bildiği şey niye yazdıklarıdır, ve kesinlikle herhangi bir tıkanmayı aşmaya niyetleri olmadığından zaten pek de bir şey aşılmamıştır. Bir yandan akademi ortamı diğer yandan kitaplar veya süreli yayınlarla yapılan siyasal eleştirinin hep bir gün sonra ama en az bir gün sonra yapılıyor olması kendisinin geriden kalması veya takip ettiği şeyin hızından kaynaklanmaz. Hep geride kalarak konuşması onun bir gün önce hiçbir şey yapmadığının ama sadece oturduğunun, ya da yazdığının kanıtıdır, eğer öyle olmasaydı yazamazdı belki de. Siyasalın merkezine bağımlılığı, onu özellikle gerçek merkeze, yani gerçek çatışmanın olduğu alanın merkezinin çevresinde tutar. Siyasal Eleştirmenin karşıt yaratmaya, karşı nesne varsaymaya olan bağımlılığına karşın kendi karşıtına karşı derin bir kayıtsızlığı ve korkusu vardır. Eğer, eleştirmene siyasal bir tokat atılacaksa bunu, Blanchot'nun sanatın konusuyla ilgili söyledikleriyle yapmak mümkün: "... dünyasal kurtuluş tamamlanmak ister, sorgulanmış ya da betimlenmiş değil." Dönüştürmek ve Devirmekle ilgili gerekli olan sözün hep Sanatçıda yansımasında şaşılacak hiçbir şey yoktur. Bu yüzden Lenin siyasal eleştirmenin karşıtıdır ve karşısında durur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)