Perşembe, Eylül 11, 2008

ignoramusend Arşivleri II - Gülnaz Yavuz Üzerine

Trabzon'da özel bir hastanenin psikiyatri servisinde tedavi gören ve en büyük hayali gelinlik giymek olan 35 yaşındaki Gülnaz Yavuz, bu isteğine hastanede bir garip ‘tedavi amaçlı’ gerçekleştirilen düğünle kavuştu. Enteresan düğün Trabzon Özel İmperial Hastanesi'nde gerçekleşti. 10 yaşından beri psikiyatri tedavisi gören, bu tedavisini son 10 gündür Özel İmperial Hastanesi psikiyatri servisinde devam ettiren ve bekâr olan Gülnaz Yavuz'un en büyük hayali beyaz gelinlik giyerek dünya evine girmekti. Ancak bugüne kadar kendisini tedavi eden doktorlar tarafından evlilik yapması yasaklanan Gülnaz Yavuz bu isteğini bugüne kadar gerçekleştiremedi. Beyaz gelinlik giyerek bir yuva kuramayan Gülnaz Yavuz'u bu durumun çok kötü etkilediği ifade edildi. Görevli doktor ve hemşireler arasından Gülnaz’a temsili bir damat bulundu. Ancak güveyin de Arzu hemşire adlı bir bayan olması dikkat çekti. Temsili çift, nikâh kayıt defteri olarak kullanılan 'vizite' defterine heyecan içinde imza attı.
Gülnaz Yavuz'un en büyük hayali olan evlilik töreninin senaryosu ise psikiyatri servisinde görevli doktor ve hemşireler tarafından yazıldı, oynandı. Hemen hiçbir detayın ihmal edilmediği senaryoya göre, ilk olarak damat adayı belirlendi. Bu görev hastanede görevli hemşire Arzu Sorkun'a verildi. 'Bülent' takma adıyla damat rolüne giren Arzu hemşire, gelin adayı Gülnaz Yavuz'a evlilik teklif etti. Gülnaz'ın bir ömür beklediği bu teklifi büyük bir heyecanla 'Evet' diyerek kabul etmesinin ardından sıra nikâhın kıyılmasına, imzaların atılmasına geldi. Gülnaz ve Bülent'in nikâhını kıymak için de yine aynı serviste tedavi gören Engin Ağan isimli psikiyatri hastası öğretmen gönüllü oldu. Serviste görevli hemşirelerin şahitliğinde kıyılan nikâhta gelin adayı Gülnaz Yavuz, temsili nikâh memurunun sorusunu büyük bir sevinçle 'Evet' diyerek cevap verirken, damat adayı Bülent de aynı şekilde karşılık verdi ve 'Sonsuza kadar evet' diye karşılık verdi. Gelin ve damat, nikâh kayıt defteri olarak kullanılan 'vizite' defterine imzaları atarken, nikâha katılanlar genç çifte alkışla moral verdi. Temsili nikâh memuru Engin Ağan imzaların atılmasının ardından reçete defterinden oluşan evlilik cüzdanını geline vererek bir ömür boyu mutluluk diledi. Damat Bülent gelin Gülnaz'ın duvağını kaldırarak alnından öptü. Genç çift daha sonra dans ederken, düğüne katılan hastane personeli ve psikiyatri hastaları uzun süre horon ve kolbastı oynadı.
En büyük hayalinin gerçekleştiğini ifade eden Gülnaz Yavuz, çok mutlu olduğunu belirterek "Damadı çok sevdim. Kendisine burada rastladım. Bana son derece kibar ve içtenlikle davrandı. Gördüğüm ilgi beni duygulandırdı. Hayatımda hiç gelinlik giymemiştim en büyük isteğim buydu. Bana bu mutluluğu yaşatan herkese çok teşekkür ederim. Burada düzeldim, kendime geldim. Çok mutluyum" diyerek duygularını dile getirdi. Sanatçılara taş çıkartan bir performans sergileyen Bülent takma isimli damat Arzu hemşire ise, oynadığı damat rolüyle beğenildi.
Düğünün son kısmında ise takı töreni gerçekleştirildi. Nikâh memuru Engin Ağan, "Ailem burada yattığım için cebimdeki paraları aldı. Ben de bu yüzden geline para takamıyorum. Bunun yerine kendisini öpüyorum" diyerek gelini öpmesi salonda gülüşmelere yol açtı.
Gülnaz Yavuz'un tedavisini gerçekleştiren psikolog Özlem Nemli, hastanın 10 gündür hastanelerinde tedavi gördüğünü belirterek böyle bir aktivite ile kendisini yaşama bağlamaya çalıştıklarını söyledi. Psikolog Özlem Nemli, Gülnaz'ın daha önce tedavi gördüğü doktorların kendisine evliliği yasakladığını anlatarak şöyle konuştu: "Gülnaz, psikotik belirtili, ağır depresif nöbet geçiriyordu. Hastamız 10 yaşından beri çeşitli hastanelerde tedavi görmüş. Daha önce hiç gelinlik giymediği için bunu çok arzu ediyordu. Zaman zaman intihar edeceğini bile söylüyordu. Biz de böyle bir aktivite düzenleyerek yaşama dönmesini sağlamaya çalıştık. Gelinlik giyme arzusunu yerine getirdik. Temsili düğünle kendisini hayata bağladık." Psikiyatri Servisi Sorumlusu Başhemşire Melahat Özmen ise uzun yıllar sağlık kurumlarında görev yaptığını ancak ilk kez böylesi bir olaya şahitlik ettiğini söyledi. Başhemşire Yardımcısı Gülbin Sokmen ise hastanın mutluluğunun kendilerini de mutlu ettiğini dile getirerek "Gülnaz en büyük hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. Kendisi kadar biz de çok mutlu olduk" dedi. Senaryosu hastane personeli tarafından yazılan, oyuncuları da yine aynı kişilerden oluşan ilginç düğünden geriye kısa da olsa en büyük hayalini gerçekleştiren hasta Gülnaz'ın mutluluğu ile bu mutluluğun yaşanmasına vesile olan hastane personelinin tatlı anısı kaldı. KAYNAK
Bu haberi de, ilginç biçimde 8 Aralık 2007’de, akşam haberlerinde izlemiştim. Haber bülteni, söz konusu düğünün “ayrıksı” yanından çok, “şenlikli” görüntülerine odaklanmış ve bir bakıma “bakın bu doktorlar da en az hastaları kadar deli” tadında bir metinle sunulmuş da olsa, “olay” ilgi çekiciydi.
Gülnaz’da tedavi edilmeye çalışılan, “psikotik belirtili, ağır depresif” şeye tartışma götürür bir yorum olan kısım, yani bir “tedavi” olarak “düğün” kısmı, beni şimdilik çok az ilgilendirecek. Ben yine de, yapılan düğünün Gülnaz’ı tedavi etmekten çok mutlu etmeye yönelik dostça bir “parti” olduğunu düşünüyorum çünkü… Zaten yukarıdaki kötü yazılmış haber metninde düğünün kahramanları “mutluluk” sözcüğüne çokça vurgu yapıyorlar. Gülnaz “mutlu” olmuş habere göre; bunun tedavi sürecine olan zorunlu olmayan katkısı, en iyimser tabloda bile beklenmedik bir “yan etki” olurdu. (Tırnak içinde yaşıyoruz.) Mutluluğun dolaşıma sokulmuş kadarının Gülnaz’ı hastanede bulması düşük bir olasılıktır aslında: Tam da hastane, Gülnaz açısından mutlu olamayacağının anıtı gibidir: Mutsuzluk tanımının inşasındaki tuğlalardan biridir sadece, Gülnaz’ın “sorunu”.
Çağrışımı izlerken, patolojisinin derecesine göre hoşgörme sınırımızın biraz altında ya da biraz üstünde olan “akıl hastalarına” baktığımızda her zaman derin bir yarılma görmeye hazır ve nazır olduğumuzu belirtmek gerekir. Gülnaz’ın “psikotik” davranışları Gülnaz’la ilgili her ayrıntıyı “psikotik” yapmaya yetmeyeceği gibi, Gülnaz’ın her “saplantısı” da onu “saplantılı” yapmaya yetmemekte. Hızla, özellikle düğün arzusunu, gelin olma isteğini kısa yoldan “analiz”e maruz bırakmak yerine söz konusu düğünün teatral bir canlandırılmasına katılan (ve haber videosundan izlediğim kadarıyla da oldukça ve gerçekten eğlenen) hastane personelinin radikal bir “ironik” tavır takındığını ve tıpkı Cihat’ın imgeseline katılan okul personelinin yaptığı gibi Gülnaz’ın imgeseline katıldığını söyleyebiliriz. Burada “olay” hiç de Gülnaz’ın “deli” olması yüzünden bir “kara mizah” örneğine dönüşmemekte, tam tersine doktorunun Gülnaz’la girdiği kişisel ilişkideki yapay “dostluk” halini “realize” eden bir tavırla, “tarafları” şimdi ve burada görece olarak eşitlemektedir. (Eşitlemek mümkün değildir: Burada eşitsizliğin sol tarafında bulunan Gülnaz’ın olamayacağı bir şey, yani bir “gelin” olması değildir söz konusu olan; daha çok, onun doktorunun, olamayacağı şeye, yani bir “doktora” dönüşmesidir hikâyenin özü. Yoksa ortaya çıkan durum, yani temsil edilen kimlikler açısından öncekinden çok farklı değildir: Gerçek hayatta da bu oyundaki gibi, nikâh memuru gibi giyinen “hastalar”, damat gibi giyinen ya da şahitlik yapan hemşireler mevcuttur.)
Başka bir açıdan bakalım: Gülnaz, psikolojik sorunları olan biri olarak beyaz gelinlik giymek istemektedir, “dışarıdaki” milyonlarca "psikolojik sorunları olmayan" insan gibi… ve de bu isteği en az onlar kadar makul biçimde yaşadığı da söylenebilir: İşte haber metnine dikkatli bakıldığında, tam da “içerisi”nin bu arzuyu “dışarıdaki” halinden daha makul hale getirdiği bile söylenebilir: Gülnaz madem “delidir”, gelin olmayı bu kadar çok istemesi de “normal”dir şu halde: Gülnaz (ve aslında herkes) normal bir isteği ne kadar saplantılı biçimde taşırsa, o kadar normal olur… En azından toplumda bu böyle algılanır. Normalin (gelin olmanın) bir aşırı arzulanması gelenekselleşmeden normları kurmak mümkün olmaz. Bu “olay”da olduğu gibi, “dışarıda” da, gelin olmayı aşırı arzulayan “kızlar” “temsili” bir törenle evlendiklerine inandırılırlar, hem de damat rolündeki (ve kendilerini role kaptırmak için can atan) “gerçek” erkeklerle. Kısacası, bence doktorun bir parodi, en azından bir temsil olarak gerçekleştirdiği düğün töreni ile “gerçek” bir düğün töreninin birbirinden farkı yoktur. Yani Gülnaz’ın psikopatolojisi hakkında, haberden ilk anda alınacak mesajın içeriğinde, Gülnaz’la ilgili çok az şey bulunabilir. “Olay”ı mizahi bir dille sunan haber bülteninin gözden kaçırdığı şey de bu olacaktır: Haber bir “deli” hakkında değil, “deli olmayanlar” hakkında bir ipucu vermektedir bize… “Anlatılan bizim hikâyemizdir”, Marx’ın deyimiyle.
Haberde ilgi çekici olan şey, saplantının merkezi olduğuna kanaat getirmeye hazır bulunduğumuz “düğün” imgesinin ötesinde, elbette “psikolojik tedavi” pratiğine dair bir kırılmadır: Doktorlarının, gelin olma’nın, bir oluştan bir başka oluşa geçmenin, yeni biri olmanın, başka bir “şey” olmanın yaratacağı fark konusunda yeterince kişisel bir merak, araştırma ya da korku içinde olan Gülnaz’a yaklaşmanın tek yolu olarak onun fantezi mekânlarını realize etmeyi seçmediklerine eminim; bu, bir yaklaşma yolu olarak tedavi sürecine dahil bir seçenek olarak seçilseydi ve tutarlı biçimde gerçekleştirilseydi, onu bir biçimde analitik yaklaşıma içrek görmeye ve burun kıvırmaya hazır olurdum: Ama video kaydı oradaydı işte, gerçekten eğleniyorlardı. Bir düğün vardı orada; hemşireler, hastalar, doktorlar, hastabakıcılar vardı: Deneyimin bir ortaya çıkışından söz edilebilecekse bu herkesin deneyimi olacaktı ve herkesin yaşam öyküsüne aynı “ciddilikte” yazılacaktı. Tıpkı Metcalfe ve Game’in Tutkulu Sosyoloji’de dile getirdiği, yazının nesnesine “tutkulu” biçimde yaklaştığında, onunla arasındaki mesafeyi “ortak” adımlarla kat eden, eriten “yazar”ın yaptığı gibi… “Psikotik” hastasına “psikotik” biçimde yaklaşan doktor açısından, hastasının, hastası olmaktan çıkmasına olanak sağlayacak alan gerçek eğlenceyle açılmıştır burada. Gerçek eğlence: İçi boş, kof ve kof olmasına özen gösterilen bayağı coşkulanım ya da “gerçekteneğlenmeyen” olmaktan duyulan bir ölesiye korkunun güdülediği basit zevksizlik gösterisi değil: Dikkat: Gerçek eğlence: Eğlenenin yüzünde payını aldığına dair orgazmın ışıltılarının kamaştırdığı göz, payını alamayanları görünmez kıldığında gerçekleşmeyen şey… Haksızlığa uğramadığında haklı kalamayanların cemaati, bu ülkede, kof eğlenceye katiline âşık olmuş kurban kadar bağımlıdır, ne de olsa. Acı için ödediğinden çok daha fazla bir bedeli mutluluk için ödemeye de hazırdır O. Dikkat: Kof eğlencenin verdiği mutluluk hissi pornografiktir.
Psikotik sorunları olan Gülnaz’ın beyaz gelinlik hayalinin, bir deli gömleğinden bir diğerine geçiş olacağını söylememek de söylemek kadar yanlış olacak. Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar’da üzerine ince bir sis örterek tasvir ettiği düğün atmosferi, elimizdeki örnekte olduğundan çok daha teferruatlı ve “delice” bir şeydir. Toplum bu tür bir aşırılığa da ve onun ötesinde berisinde tutulan bekâret, aile, ev kredisi gibi aşırılıklara da sadece hoşgörüyle bakmakla kalmaz, bunlar için gerekli zemini kurmakta işe yaramayacak her şeyden nefret eder; hastanede oynanan oyunu da kendi yüzüne tutulmuş bir ayna olarak görmektense bir “deli”nin ve “idealist” bir doktorun hikâyesi olarak eğlenceli haber bültenlerinin arasına yerleştirir. Deyim yerindeyse, ağlanacak haline gülmektedir. Gülnaz, hadi mutlu oldu diyelim; gerçekten evlenen kızların hali ne olacak peki? Onların yaşadıkları psikoz ne gibi bir mutluluk ya da tedavi masalında erimektedir bugün?
“Toplumun yaşam süresi içinde, gerçeğe değmeyen, hayali bir varoluş. Yurtsuzlar arasındaki ilişkiler, toplumun yerleşik üyeleri arasındakilerden bile daha zehirlidir. Bütün vurgular yanlıştır, bütün perspektifler çarpık. Özel yaşam, bir vampir gibi, her zamankinden daha hırslı, daha gözü dönmüş bir halde öne çıkar: Artık varolmadığı için, hâlâ canlı olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Kamu yaşamı, telaffuz edilmeyen bir bağlılık yeminine indirgenir: Genel platforma bağlılık.” (Adorno – Minima Moralia)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)