Pazar, Ekim 05, 2008

Düşsel Varlıklar: Hamlet

(1) İki devrimci saray muhafızının babasının hayaleti kılığına girerek kandırdıkları ve kraliyet ailesinde bir katliama yol açmasını sağladıkları Danimarka prensi. (2) Babasını öldürmüş, ancak bu olaydan sonra aklını oynatarak asıl katilin amcası olduğuna inanmış ve bu yolda bir dizi cinayet işlemiş prens. (3) Babası amcası tarafından öldürülmüş ve krallıkla birlikte annesine de “el konulmuş” prens. (4) William Shakespeare’in III. Richard’ın bedenine yerleştirilmiş sakatlıkları başka bir karakterin ruhuna yerleştirme deneyinin sonucu olarak ortaya çıkan ve “olmak – olmamak” ile “yapmak – yapmamak” ayrımına getirdiği varoluşsal açmazla kendinden sonraki çağların okur yazarlarını derinden etkilemiş imgesel varlık. Hamlet temelde polisiye sinemanın kriminoloji yasalarının arketipidir: Asıl gizle, ortada bir giz olup olmadığı meselesiyle, Hamlet’in babasının ölümünü metafizik bir motorla çalışan “geriye bakış”la, “kayıttan izleme”yle çözmeye çalışmasıyla Shakespeare’in eseri basitçe bir kraliyet iktidar savaşı olmanın ötesine geçer. Hamlet aynı zamanda sarayın kapalı mekânlarının yarattığı kapatılmışlık duygusunu kendine has bir teoloji inşa ederek bertaraf etmeye çalışır: “Olmak ya da olmamak”, bir anda oluvermek ya da olmamak, ortaya çıkmak ya da çıkmamak kavram çiftleri temelde Tanrı’nın varlığı tartışmalarının kemikleşmiş sorularındandır ve “olmamak” halindeki bir varlığın kendini varlığa sunuşunun gerekçelerini trajik biçimde yok olmakla sonuçlandırarak, bir anlamda “iktidar olmak ya da olmamak”, ölen babanın yerine “kral olmak ya da olmamak” ikilemlerini de beraberinde siyasal alana bırakır. Hamlet öncesinde özne olması gereken intikam eyleminin monarşinin genel yaşama tarzında neredeyse bir yasa gibi iş görmesi nedeniyle, yapacağı şeyin aslında kendi başına “yapılan” bir şey olmasından sık sık yakınır: Hamlet intikamın eyleyicisi değil, kurbanıdır: Daha doğrusu Hamlet, ödünç aldığı metafizik Baba vicdanını taşımakta gönülsüz olduğundan, bu vicdanın gereklerini yerine getirmeden doğrudan “vicdan azabına” geçiş yapmakla, yükümlülüklerinden kurtulmaya çalışır. Neden bir oğul, babası ve amcası, yani iki kardeş arasındaki taht kavgasına karışmak zorunda olsun ki? Shakespeare tarafından metne yerleştirilen ikincil bir arzu nesnesi olan anne karakteri, yazar tarafından kontrol etmekte zorlandığı karakterine sunulan bir pekiştireç, bir arzu nesnesi, satılık bir rahimdir: Gerçekten de Hamlet, tıpkı Shelley’nin Frankenstein’ındaki golem gibi, yaratıcısı tarafından kontrol edilmekte zorlanıldığı açıkça görülen bir canavardır aslında. Bu canavar, kendi varlığını sorgulamaya giriştiğinde artık onu yazınsal bir imge gibi silgiyle yok etmek de, defter üzerinde kalan izleri yok etmek de olanaklı değildir. Bu güçlü sorgulama daha sonraları Shakespeare’in tutkulu okuyucusu Karl Marx tarafından ünlü 11. Tezinde geçen “yorumlamak – değiştirmek” ayrımına dönüştürüldü. “To be or not to be”den “not to comment, to chenge”e evrilen önerme 19. Yüzyılın toplumsal devrim hareketlerinde “yapmak var olmaktır, yapmamak yok olmaktır” önermesine poetik bir temel oluşturdu. Sonraki, ve ironik biçimde kökleri Marx’ın gençlik yıllarında yaptığı okumalara dayanan “post-Marksist” hareketlerin söz konusu odağı eylemden önce eylemin yoğun olarak sorgulanmasına çekmeleriyle Hamlet dönemin önemli bir dizi psikolojik ve psikanalist çözümlemesinde odak haline geldi. Bütün o Sophokles hikâyelerini zihninde barındıran Hamlet, Freud’un erotik dayatmacı psikolojik yaklaşımı için bir bakıma hazine değerindeydi. Her ne olursa olsun günümüze en uzak noktadaki, Shakespeare’in defterindeki Hamlet annesiyle aynı anda ölerek Otto Rank’e göre bir bakıma anne rahmine dönüşünü tamamlamıştır. Aynı zamanda Freud’un ünlü tilmizi Lacan da Freud’dan kopuşunu Hamlet üzerine yaptığı incelemelerle başlatmıştır. Ne olursa olsun, Hamlet oyunu bir kopuşlar metni, Hamlet de kopmakta olan soylu bir zihindir ve tıpkı Marx gibi O da varlığı ortaya çıktığı anda kendini yeniden üretmeye yönelmesiyle devrimci bir metindir: Bir karakter değil, bir icat olarak Hamlet’in işlevi giderek Foucault’nun erken dönem icadı dediği “insan” sözcüğüyle birlikte anılmaya da bu yüzden başlamıştır. Hamlet bir kopmanın olduğu kadar, bir aşmanın da bilincidir: Geçmiş(-teki cinayet) ve gelecek(-teki cinayet) arasındaki zincirde bir halka daha olmaya direnen zihin, şimdiki zamana saplanıp kalmış Freud’a göre histerik, Lacan’a göre hem histerik hem takıntılı, Jones-Lidz’e göre manik-depresif, Rank’e göre bir phantazie-mensch, MacCurdy’ye göre psikotiktir; aynı zamanda hem biseksüelliğini kabul edemeyen, hem kadınlığının arkasına saklanmış bir kadın, zinadan iğrenen bir gelenekselci, amcasının zina suçu ile kendi annesine duyduğu aşkın suçunu birleştirip kendini de cezalandıran idealist sanatçı prens olabilen Hamlet, Shakespeare’i Dostoyevski ile birlikte insanlığın / insanın çözülüşünün peygamberi haline getirir. Ama aynı zamanda Hamlet tiyatral sanatların “itiraf ettirici” gücüne yaptığı aşırı göndermeyle performans sanatının çağdaş devrimci direniş hareketlerine nasıl bir keskin mizah kazandıracağını da göstermiştir. Hamlet, aslında Hamlet hakkındaki mitolojinin (ki bu Yunan mitolojisinden daha “uzun” bir hikâyeler zinciri demektir) ve söylemin altında gözden kaybolmanın hazzını yaşamanın deneyimlenmesidir. İdeal Hamlet okuru kendini çevreleyen kendi adıyla ilgili şamatanın kenarlarına doğru savrulur: Adlar ve eylemlere sahip olmanın olanaksızlığı, kendi adını ve kendi eylemini yaratmanın zorunluluğuna gönderir: Olmak ya da olmamak, varlığa açılmış korkunç parantezin içinde yaşayan yokluğun çağdaş ontolojik felsefelerden intikamının polisiye hikâyesidir.

5 yorum:

  1. Peki sevgili Ophelia' yı nereye koymalıyız bu söylemde?
    Babası ve sevgilsinin dayatmalarından sıyrılamıyacağını anlayan, yeni ve dönüştüremeyeceği, etki edemiyeceği, kendisinin olmayan hayata bir meydan okumamıdır acaba 'olmak yada olmamak' önermesindeki olmamağı, seçme kararı? Yani bir anlamda, iktidarın çıkışsızlığı bilinci mi Ophelia'yı intihara sürüklemiştir...

    YanıtlaSil
  2. "Olmak ya da Olmamak", ikili bir durumdan, bir seçimden, sonrasında karar motorunu harekete geçiren bir olanaktan fazlası ise, Ophelia'nın zararlı derecede narinleştirilen intiharının metindeki ilk devrimci eylem olması hasebiyle "olmamak"tan çok "olma"yı tercih ettiği akla geliyor: Ama intiharın eden açısından kendi yaşamı hakkındaki asılsız bir verimliliğin sona erdirilmesi olduğunu, kendi üzerindeki beklentilerin yokluğuyla daha yaşarken baş başa kalan Ophelia'nın aslında seri cinayetlerden birine maruz kalmış olabileceği gerçeğini hiç de poetikanın sancılı labirentlerine girmeden kabaca söylemek gerekir: Ancak Ophelia'nın Hamlet ya da kendi tarafından değil, Shakespeare tarafından katledildiğini, hadi sakinleşelim, kurban verildiğini zannediyoruz ve bunu Hamlet'in erkekliğine bir dayanak haline getiren, erkekliğiyle bir kadını melankoliye ve intihara sürükleyebilme, diğer erkeklerle birlikte bir krallık kurabileceği gibi amaca yönelmiş bir suç çetesini ortada bir anlaşma olmaksızın da kurabilme "etkinliğine" "en azından" sahip hale gelen Hamlet'in bu konuda kendi hakkında anlatılacak başarılar arasında Ophelia'nın ölümünün olmasını istemeyeceğini ekleyeceğiz. Bu dört çıkmayı herhangi birini daha açık hale getirmeye çalışmadan hızla geçmenin nedeni var: Hız, çoğu zaman makulleşmeyi kendi ömrünü kısaltma riskine girerek önleyebilir: Ophelia'nın ömrünü hayat haline getiren "ortadan kayboluşu" ortaya ölü bir gelin çıkarması hasebiyle Hamlet'in diliyle döllediği bir yan-tema'nın da, sürdürülebilir bir soyun da simgesel sonudur aynı zamanda; aynı zamanda Ophelia'nın kafası karışık bir Shakespeare'in yarattığı yazısal bir golem olmasının yanında: Buna kısaca "dolgu malzemesi"nin malzemenin doğasına içrek olanaklar tarafından sona ermesi de denebilir. Başarısız bir denemedir Ophelia'nın intihar girişimi ve gerçekten de başarısızlıkla sonuçlanmıştır; sonuçları da ortada yoktur zaten, geriye sadece herkes tarafından paylaşılacak tek bir ölüm yemeğinden payı olan lokmayı sabırsızlıkla mideye indiren narin ve yaramaz kızın imgesi kalmamış olsaydı, mesela Shakespeare intihar kararını gerçekten olmak ve olmamak taraflarından birine yerleştirmiş olsaydı, ortaya Hamlet'in sorunsalının çözümsüzlüğüyle çelişen bir yargı çıkmış olacaktı ve işte kimi zaman iyi bir yazarın cinsiyetçilik refleksi aptal gibi görünmesini böyle engeller. Adı elden ele, kimi zaman bir tuzak nesnesi gibi dolaşan kızın cesedinin zorlama bir romansın sırtında Hamlet'in sırtından daha şık görüneceğine kuşku yok mu? Ayılmayı reddederek söylemek gerekir ki Ophelia Hamlet'in gördüğü ilk hayalettir zaten ve bize kalsaydı daha çok musallat ederdik katilinin başına. Ne de olsa inatla kendi yaşam bekaretini bozan gövdenin değil kararı, karar verme olasılığı bile kendi ölü bekaretiyle hesaplaşamadan, başrolünde olduğu asalet oyunundan çıkma cüretini gösteremeyen Hamlet'in intikam olasılığından evladır. İktidarın çıkışsızlığı, bu anlamda ise, yani sadece oyun içi erkeklerin iktidarını değil, işin içine yazarın iktidarını da katan oyun-dışı bir çıkışsızlığı imliyor ise buna kadeh kaldırılacaktır.

    YanıtlaSil
  3. Bu kaldırılan kadehin şerefine bir iki cümle söylemek isterim açıkçası:)... Öncelikle analizleriniz ve yorumlarınızı beğenmekle beraber bu yorumunuzu esas metinden daha çok beğendiğimi söylemek isterim ama sakın, esas metni beğenmediğim hissine kapılmayın lütfen! Aksine o kadar beğendim ki Hamlet bence analizlerinizle boyut değiştirdi ve bu başkalaşmanın verdiği etkiden kaynaklı bir esrimeyle hemen yorum yaptım zaten...

    İşte bu esrimenin verdiği etkiyle, bir kaç şey söyliyeceğim... Öncelikle bir metnin analizi, siznde çok iyi bildiğiniz gibi o metnin kendisine ulaşmak demek değildir zira o metne ulaşamazsınız sadece yorumlarınızla yaklaşmağa çalışırsınız ki bu yorumlar da görecelilikten sıyrılmış olamaz ki beni, sizi ve diğer yorumcuları bu bağlamda aynı noktaya koymaktadır... Peki bu, aynı uzaklık mı hayır tabiki de... Ben o kadar yetkin olmamakla beraber, naçizene bir kaç imleme gerçekleştirip bir mola vermek kanaatindeyim... Hamlet ve Ophelia' yı cinsiyetçi bir söylem içine çekmek yerine her ikisinede böyle yaklaşılmasından rahatsız olduğumu belirteyim evvela... Ophelia bir çok Shakespeare yorumcusununda belirttiği gibi silik bir karakterdir, ancak bu silik karekter ne Shakespeare'nın ne de Hamlet'in yapamadığını yapıcak ve Shakespeare'in ''olmak ve olmamak işte bütün mesele bu? Kaderin, rezilliğine katlanmak mı daha mertçe olur, yoksa ölmek uyumak? (...)'' diye belirttiği varoluş sorunsalında ki olmamağı gerçekleştirecektir... Shakespeare' nin Hamlet'e layık görmediği karanlık delhizlere dalma cesareti ve ölümün bilinmezliğine, soğukluğuna bile gidebilme güdüsü yani intiharı Ophelia gerçekleştirecektir... İster kurban diyin, ona ister şımarık bir kız olarak belirtin Ophelia'nın intiharı kanımca Shakespeare tarafından bile oturtulmamıştır ki belkide içten içe baş edemiyeceği bir duygusallığı kıskanan Shakespeare Ophelia'yı bu şekilde cezalandırmıştır ki sarayın tüm günahları ve çirkeflikleri bu bakire kadının kanıyla temizlenecektir...

    Son olarak masumiyetin acziyetle eş tutulması sanıyorum burda bir kavram kargası oldu ve yorumumda boşluklar yada silip silip düzelttiğim yerlerden kaynaklı eksilikler varsa bu belkide içten içe 'olduğu gibi, acımasızca söyleme lütfunuzdan' ürkmüş olmam olabilir sanıyorum deyip yorumumdaki eksikliklerin suçunu size atayım bari:) Ama şaka bir tarafa da elinize sağlık, çok başka sorgularda bulundurttunuz... Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. Öyleyse ortada Hamlet'ten çok ölüme ait olan (ama henüz yine de ait olmaya ait olan) bir Ophelia'nın (ki kuşkusuz bu iyi bir seçimdir) masumiyetini acz haline getiren şeyin nesnesinden çok limitlerine ait olan bir eleştiri olduğu hakikati var. Eleştiri metne böyle direnmeli midir, bunu yalnız Hamlet araştırmalarına ayıracağımız Poena'nın Anlamı'nda açımlama (bir karşı-sosyolojiyle "yarma") fikrini bize vermiş oldun. Böylece PA'nın bölünen çekirdeğinin çifte yüreği çifte bir işlevsellik kazanacak ölüler dönene dek. Fısıltıyla söylemek alaycı kahkahaları engeller mi bilinmez, ama asıl hayati olan Yapıt'ın eleştiriyle değil, Eleştiri'nin yapıtla açıklanmasıdır. PA da zeki bakışlara maruz kalmaktan haz duymakta ve Yazgı'nın pek önemsediği "Kurtarma" kavramını okumasına katmaya çalışmakta. Yapıtı eleştirinin elinden karakterler lehine özgürleştirmeye... yani artık eğlenceli olmayan bir okumaya.

    Ama neden ille de Hamlet'e atfedilmeyen yapabilme erki Ophelia'ya atfedilmeye çalışılmaktadır? Bunun üzerine konuşulabilir mi?

    YanıtlaSil
  5. Aslında hayır, eleştiri metne, boyun da eğebilir ama mizaç meselesi gibi bakabiliriz sanıyorum ve boyun eğmektense direnmeği tercih etmek, yada tercih etmekten öte, sürece böyle müdahale etmek, yada eklemlenmekten kaçamamak olabilir benim yanıtım... Size bir fikir vermek, haşa ne haddime diye düşünürken ancak küçük bir kıvılcım oluştuysa zihninizde bu, sizin yaktığınız ateşten kaynaklı olabilir sanmaktayım...
    Eleştirinin yapıtla açıklanması, eleştirinin yapıta dair vurguları barındırması, yada yapıta değmesi ise, bu konuda haklısınız ve boyun eğiyorum size:)...
    Aynı hazzı duyumsamakla beraber zeki olduğum konusuna pek katılamıyacağım, zira bugün yaşadığım bir olay bunun tam tersini hissettirdi, şöyleki:
    Hoşlandığım hatta daha ileri gidelim aşık olduğumu sandığım, çok abartılı odu neyse, sahsiyetle aynı isim ve soy isme tek harf farkıyla sahip bir kişiden, mail aldım ki bir tur programıydı ve 15 dk. 'aaaaa inanamıyorum, beni seyahate davet ediyor, harika bir jest bu' diye aptallıkla karışık bir gülümseme ve bir şımarıklık hissi yaşadım, sonra ne mi oldu: İsmi doğru okudum:( Ve gerçekliğin o müthiş iplerine takılıp, yere kapaklandım... Lise yıllarının en çok etkilendiğim öykücüsü, Sait Faik Abasıyanık'ın 'Haritada Bir Nokta' adlı hikayesinde betimlediği yoksul bir adamın, balık avına yardım edip ve bu yardım karşısında bir parça balık almak için kenarda beklerken, hiç kimsenin ona bir parça balık vermemesini hatta, tam vereceklerini sanırken onu kovmalarıyla oluşan hayal kırıklığı sonucu Sait Faik'in söylediği ünlü cümle yi: 'Yüzünde ki gülücük bir elma gibi çürüyüverdi...' bizzat yaşadım... Ve hayır, zeki değilde ne kadar aptal olduğumu hatta gerizekalı olduğumu düşündüm, düşünyorum çünkü benle olmayacağını 100 bilemediniz 1000 kere söyliyen bu sahsiyetten hala bahsetmekteyim... Pek tabiki, bu yazdıklarımın burayla yada Hamlet çözümlemesiyle alakası yok ancak düş kırıklıklarımın dışavurumunu bu kadar rahat aktarmak, belkide o esrimenin verdiği ruh haliyle beraber kendime bir kara delik ararken, tam da üstüne zeki olduğum çağrışımını yapmanız bu bilinçsizce akıma neden oldu yani imldiklerim bu yöne kaydı ve bilinçli bir tavırla düzeltmedim...
    Yapıtı, eleştirilerin elinden karakter lehine özgürleştirmek, asıl keyif bu da olabilir, neden katılmıyorsunuz, zira böylesi yeni yeni ufuklara yol açacaktır ki ben bu analizlerinizde, bunu hep okudum... Salt metni alıp, onun üstüne dar bir bakışla değil gerektiğinde karakterlerin üzerinde değiştirmelerle dönüştürmelerle yapılmış parçalanmalar gibi geldi bana yazdıklarınız...
    Ve aslında Hamlet'e atfedilmeyen yapabilme erkinin Pphelia'ya atfedilmesi ki, siz buna katılmıyordunuz yanılmıyorsam, yani intiharından öte intihar edememiş yada seri cinayetlere maruz kalmış olarak görmekteyim demiştiniz, ancak bir haklılığınız söz konusu olmakla beraber, Ophelia'nın intiharından çok bahsedilmemesi ve bu sahnenin eksik bir ritüel gibi anlatılması tüm bunlar sizin haklılığınızı ortaya koymakla beraber, ben başka bir açıdan bakıcağım izin verirseniz: Masumiyet, acziyetle eş tutuldukça kanımca ben haklı çıkmayacağım, ancak masum Ophelia'nın ki romantik bir mahsumiyet değildir ayrıca, bir suç çetesine bulaşmamasına rağmen yaşamı bitiverir hemde kendi eliyle... İşte, neden intihar eder Ophelia zaten silikti, ve pek bir şey değiştirmedi ölmesi demek masumiyetle eş bir acziyetlik sunar ki bunu eleştiryorum belkide. Yani karşılıksız aşkını içine gömüp terketmek, terk edebilmek bu dünyayı acziyette olmayabilir, işte baktığınız, durduğunuz nokta önemlidir demeğe çalışmaktayım... Ve yeni yeni tarih okumalarında bunu daha net görürüz: Ortaçağda cadı diye yakılan kadınların, örneğin avcı ve toplayıcı dönemde ki toplayıcı olan hekim kadınlar olduklarını yeni yeni öğreniriz, yani onlara cadı diye bakılmasının yada böyle kodlanmasının başka başka sebebleri vardır...
    Hamlet için, Shakespeare için çok şey söylenmiştir ve söylenecektir de ancak ben tüm bu söylemlerin dikkatten kaçırmamaları gereken şeyin sanatçının kişiliğininde, toplumsal, sosyal, ekonomik rollerininde hesaba katılması taraftarıyım... Daha net bir ifadeyle Aristotales'in kadınlara dair olumsuz vurgularda bulunmasının, örneğin Atinalı olan karısının, her fırsatta atinalı olmayan Aristotales'i küçümsemesi de olabilir demekteyim... Yani shakespeare bakarkende 17. yy yaşamış bir ingiliz oyun yazarının Ophelia'yı zayıflıkla eş tutmasının altında sosyo politik ekonomik bir dizi etmen olmasının yanında bilinç ve bilinçaltı süreçlerine ve belkide bir pornografik edim olarak yansıyan yukarıdaki yaşadığım olayın temelinde de reddedilmeği kabul edememenin hıncı ve hayal kırıklığını kabul etmek istemeyen bünyenin gerçekliğe düşüşeyle beraber meydana gelen sarsıntının etkileri vardır, yani size doğru akmasındaki etmenler bunlar olabilir sanıyorum. Ve yine belkide bunca ayrıntıyı vermemin temelinde 'özel olan politiktir' söylemininin verdiği cesaretle beraber sanırım dün ki esrime hali devam etmekte ki bu olumsuzklara rağmen rahatladım biraz... Bunun içinde ayrıca teşşekkür ederim zira bir karşılık olarak verdiğiniz yanıtlardanda kaynaklı bir sohbet havasında cümleler bunlar, bilmem farkındamısınız?...

    YanıtlaSil

"Words Words Words" (Hamlet)