Perşembe, Ekim 16, 2008

Ne Evliyiz Ne Bakire!

Bakire olmak ya da olmamak. O incecik şeye bunca iradenin sığacağına inanılabilir, elle kapatılarak konuşulan ağızlarda da bekâretinizi tecavüzlerine dek koruyup korumadığınız, gazete haberlerinde dolaştığı gibi dolaşabilir, altına “15 yaşındaydı” yazacakları yüzünüzün fotoğrafının geçirgenliğinin bir şey anlatması beklenebilir, saatlerce ve saatlerce. 15 yaşında kirişleriniz sağlam mı? Nilüfer Hoca “ölmek için irade”den söz etmişti, bu sizin için hazırlanmış bir şeydi Fatma Korkmaz Hanım. Orta sınıf banka hesapları açar çocuklarına, olmadı aptal kumbaralarda ama sizin sınıfınız ölmek için bir irade topluyor işte, zahmetsizce. Bakire olup olmadığınız aslında umurlarında değil, bakire “çıkıp çıkmadığınızı” merak ediyorlar sadece milli piyangolarında. Size acıyacaklardır, buna hazırlıklı olun yattığınız yerde; sizi sattıkları adam kız olup olmadığınızı nasıl test etti, anımsarsanız, acıma denen şeyi kavramanız kolaylaşır. Hani, kendinize hissetmediğiniz bir şey. Hani, ölümü anlamakta kullanmış olduğunuz tüfek gibidir acıma, basın yoluyla yurttaşlarınıza iletilir. Yurttaşlarınız varsa. Hiçbiri yeterince bakir(e) değil, ben sizin yerinize kendimi öldürmüş olmayı dilerdim, siz benim yerime size acıyarak da olsa yaşamaya devam edebilin diye. Aramızda kalsın, ben bakire değilim, bunu bir kundakçılık, bir vandalizm, bir perakendecilik, bir kara borsa gibi söylüyorum. Size başka bir çare bırakmamalarını ağızlarını bıyıklar ve tülbentlerle kapatarak mazur göstermeye çalışacaklarını 15 yaşınıza rağmen tahmin edebilmiş olmalısınız. Keşke kucağıma gömebilsem sizi, hiç ama hiç acımadan. Asla dokunmamış olabileceğiniz o tüfekle birlikte hemen şimdi rahmime düşseydiniz bile daha çok ağrımayacaktı karnım. Yüzünüzün ne anlattığını bilemiyorum. Fotoğrafınızın yüzünüzde neyi örttüğünü, ölüm haberinizin ölümünüzde neyi sakladığını, bütün saygımla söylüyorum, bilemiyorum. Nedir, bakışlarınızı böyle uluorta sergilemeye hakları olduğuna insanları inandıran? Nedir, babanızın tüfeğiyle halledilen bekaretinizle sizi önceden satıldığınız adamın karısı yapan? Çıplaksınız, size bakmaktan hicap duyuyorum ama kanınızdan biraz, hem de sadece biraz sürmüş oldukları çarşafta, kefende, alelade bir bezde, bir pedde, bir masa örtüsünde, bir fotoğrafın arabında, bir gazete hamurunda, bir web sayfasında, bir yayın editörünün yamuk ağzında, yırtık bir feministin dilinde, iyi niyetli de olsa Ozan K.’nin tüfeksi foto-sunumunda yeri ayrılmış bu kanı gözlerinizin ta içine içine bakarak damarlarıma boca etmeme izin veriniz. Çünkü artık siz de bakire değilsiniz, bunu bir ablanız olarak söylememe, söylememize izin verin. “Ne bakireyiz ne evli!” Babanız, kocanız, belki anneniz, belki geri kalanlar… hepsi aynı adam aslında, kalabalıkları ürkütmesin sizi, bırakın karnınıza dayanan tüfeğin ucunu paylaşalım karnımızda. Bırakın sayın Fatma Korkmaz, ad ve soyadınız bu ülkede en çok rastlanan sözcüklerden de olsa, yattığınız yerden izin verin, sizin son nefesinizi biz verelim, her solukta.
Şimdi acıyan bakışlarıyla fotoğrafınıza çullanacak bütün Türkiye, hava durumu bültenlerindeki haritalara ve bilumum haritaya bakarken de 31 çekenlerin anlatmalarına izin vermeyeceğiz ama hikayenizi. Tam karşımdaki duvarda duracak fotoğrafın, ben durdukça. Tüfekleri kaç kurşun alıyor sen söyle, yetecek mi öldürmeye ne evli ne bakire olan bizleri?

2 yorum:

  1. Uğrunda ölünebilecek şeyler (din, vatan, namus, ırk) çoğaltıldığından mı yoksa uğruna yaşanacak şeyler (...) giderek azaltıldığından mı? Örneğin İsa gerçekten sevseydi Fatma'yı (haberde verilen iddiaya göre yola çıkıyorum) ölüm engellenebilir miydi? Ya da Fatma gerçekten sevseydi?
    (Bellenen ebeveynlik genellemeleri buradan yola çıkılarak baltalanabilir. "Biz yabancılar gibi değiliz çocuklarımıza sahip çıkarız" söylemi gerektiğinde bir masa, sandalye gibi sobaya atıp yakabiliriz gibi bir kapıyı mı gösterir ki tüm gücüyle? Burada gerekliliğin ne olduğu hakkında fikrim yok!) Sorulabilir daha ama sanırım birileri sorular sorup diğerleri tülbentlerinin altından sustukça onlar ölmeye, öldürülmeye devam edecekler.

    YanıtlaSil
  2. 'Şimdi acıyan bakışlarıyla fotoğrafınıza çullanacak bütün Türkiye, hava durumu bültenlerindeki haritalara ve bilumum haritaya bakarken de 31 çekenlerin anlatmalarına izin vermeyeceğiz ama hikayeni. Tam karşımdaki duvarda duracak fotoğrafın, ben durdukça. Tüfekleri kaç kurşun alıyor sen söyle, yetecek mi öldürmeye ne evli ne bakire olan bizleri?'

    bu metindeki son savaş çağrısını kendi haritalarımıza geçirebilirsek,
    itaatsizlik örneklerini arttırabilirsek,
    sürekli ölü simge bombardumanı karşısında hafızaya sahip çıkabilirsek.
    işte o zaman mezarlıklardaki tüm ölü çocuklar, bir devrimin hayaletini fısıldayacakalar...

    YanıtlaSil

"Words Words Words" (Hamlet)