Pazartesi, Aralık 01, 2008

Notlar

Derin Dondurucu: Halkı Askerlikte(n) Soğutmak 1990'larda Melih Kuruköylü Kara Kuvetleri'ne halkı askerlikten soğutmak suçundan dava açıp kazandığında ana akım basın haberi görmezden gelmişti. Sadece yerel basında, o da yerel basının sadece özel bir yerinde (Biraz Da Gülelim sayfasında) Kuruköylü ile ilgili bir haber düzmeceymiş gibi yer bulmuş, genç bir Kabala öğrencisinin Yehova'ya açtığı dava konuya referans gösterilerek içerik sulandırılmıştı. Oysa Melih Bey'in yıllar sonra bir hukuk fakültesinin arşivinden çıkan bir doktora tezindeki söyleşisinden meseleyi fazlasıyla ciddiye aldığını görmek zor değil. Söz konusu söyleşiyi ihtiva eden tez 1999'dan beri Kadıköy'de bir sahaftaydı. Proscenium tezi satın almayı başaran müşterinin gerekçesini açıklamasına bizzat tanık olan birinden, yapıtın bir başka tez çalışmasına kaynaklık edeceğini öğrendi: Bu tez, Osmanlı Minyatürlerinin Göstergebilimsel İncelemesi ve Atonal Ezan adlı çalışmaları aynı anda yürüten, şimdi adının açıklanmasını istemeyen sanat tarihi öğrencisinin master teziydi: “Silahlı Kuvvetler: Silahlı ve Kuvvetli.” Kuşkusuz bunu aktarmak meselenin biraz “magazin” kısmı. Süren üç (rakamla 3) çalışmanın notları zaman zaman PA'da yayınlanacak. Bunlar arasında yine yerli basında pek kendine yer bulamayan, depresyon tedavisi gören çok sayıda müezzinle yapılmış söyleşiler, kimileri saatleri bulan emprovize ezan kayıtları (pek çoğunun “off-the-record” olduğunu belirtmeliyiz) ve kimi terapi raporları da var. Aslında önemli olan ne ordunun söz konusu davayı kaybetmesini sağlayan kurallı semptomlarını kamusuyla paylaşması, ne de bir minare ağıyla inşa halinde tutulan çağrı ekonomisinin analizinin şimdilerde “web2” denilen tasarım pazarına tahvil edilmesidir. Proscenium şimdilik sadece söz konusu notların tutulma biçimlerini önemsiyor; ham halde notlar ve tercihen el yazıları. Yoksa bir biçimde kurumsal muhalefetin, kendisine muhalif olunan ekonominin simgelerini dolaşımda tutan en etkili silahlardan biri olduğunu teslim edeli çok oluyor. Örneğin popüler televizyon yıldızı Okan Bayülgen'in ortaya attığı söylenen “Türkiye'de yüksek rütbeli siyasetçilerin taklidi artık neden yapılamıyor?” sorusunun da ıskaladığı şey budur: Egemen imgelerin bu türden muhafazasına gerek olmayacak bir noktadayız çünkü: Çünkü Leman geleneği “bile” karşı olmanın anlamını “aşırı Leman olmak”ta bulan bir tekniğe dönüştü ve bu tekniğin şiddeti de sistemli biçimde azaldı: Bu aynı zamanda faşizmin şiddetini mizaha tercüme etmek, ama sadece tercüme etmekti: Söylenen şey yine aynen aktarılıyordu, son uçta ve kendi şiddetini de kendi yarattığı argoyla korumayı politik bir eylem olarak tanımlıyordu. Taklit bu sorunda çok az yer kaplar: Çünkü taklidi politik mizah haline getiren şey “canavarlaştırma”, yani mesela Tansu Çiller'i Tansu Çiller'e bir katil olarak yansıtmadır. Taklit, taklidi yapılan katile yapılır; bu mizah olmak zorunda kalmadan, aslında bir yansıtmadır. Gerisi bonkörce harcanan sevimlileştirme teknikleriyle, taklidini yaptıkları katillerin fiillerine ortak olan “komedyenler” tayfasının ve köklü “canavarlaştırma karikatürleri” geleneğini uygulamak yerine aşırı stilizasyonla kendi teknik yeterliliğini kutsayan mizah dergileri ekolünün sayıklamaları. Militarizmin Pascal teolojisinden öğreneceği çok şey var demek yetmez, cami kurumu ve eleştirel mizahın taklidinin de taklidini yapmak gerekir. Pascal “Tanrıyı onun yüceliğini kavramadan yüceltenler Tanrıyı değil kendilerini yüceltirler” demiştir. PA bunu şöyle bozmayı daha önce Kapalı'da denemişti: “Egemeni, onun işlevlerini kavramadan eleştirenler, Egemen'i değil, kendilerini eleştirirler.” Biz bu topraklarda böyle şeylere alışkınız. Burada işler böyle yürüyor. İçindekiler: Domuz Yağı Özlem Z. notları yazmayı reddetti. Proscenium Arch'tan da süresiz mi, geçici olarak mı ayrıldığını henüz kendisi bile bilemez: Dahası, varlığını ayrılıkla başlatıp başlatmadığını da: PA'nın edebini bozma hayalinin, kendi deyimiyle “dikiş masasında slogan üretmenin” ve “her sevişmesinde bekaretini yeniden kaybetmenin”, giderek sevişmenin kendisini bir “kaybın” hesaplanmasına, yani işte basit bir aritmetik hesabına indirgemenin önemli mimarlarından olan Özlem Z. tuttuğu tutkulu yasın tahrip ettiği yaşamının günlüğünü bir süre yazarak değil, sadece okuyarak sürdürecek gibi görünüyor. Yine de öngörüde bulunmamakta fayda var. Dostlar birbirlerinin muhtemel yıkımlarını kendi gövdelerinde deneyen geçiş nesneleridirler ve aslında kuralsız kullanılan çoğul ekleridirler: Lanetli tekilliğin ve diğer yasak kiplerin keşfi, ortaya “a priori” yaslar çıkarır; böylece aslında imzasını atarak kendi yasını tutan (“oraya” gömülen, “orada” kalan) ve örneğin PA'da “kalarak” aslında kendi leşinin başında bekleyen sadık bir köpek gibi davranan yazarlar, temelde tuttukları yasın ruh halini anımsanır halde tutmanın görevlileridir. Özlem Z. şimdilik bu görevin çok azını üstlendiğini belirterek PA'dan ayrıldı: Kapalı'nın bir linke dönüşmeye direnen sözleri, sokağın ışıkta görünmeye direnen (dolayısıyla fotoğraf vermeyen) direnç noktaları ve Hamlet'in PA'da ancak 2010'da yayınlanabilecek kurgusuz, ham hali için yapılan çalışmaların tümünde yine sadece Özlem Z. sorumlu olacaktır. Bu konuda gönderilen katkı ve sorular, önceden olduğu gibi, yine kendisine iletilecek. ... Proscenium Arch'ın açık devresinin “oral evresi” dediğimiz ilk aylarının az çok verimli geçtiği söylenebilir. Bunun hakkında bir değerlendirme yakında yayınlanabilir; açlıktan kendi etini yemeyi denemesi koşuluyla. Başkaca, kuşkusuz pek çok tanıklık, bakışlarını değiş tokuş ederken, aynı zamanda gördüklerini armağan etmeyi sürdürüyor. Teşhirci olmayan bir direnişçi komün örgütlenmesi için izlenemeyecek bir dil kurmayı yıkıcı sözcüklerle sürdüren şantiye işçilerinin “içine kapanık” doğalarını takdir ediyor ve iştahla izliyoruz. Proscenium, Kadıköy'de terk edilmiş bir eskici deposunu işler hale getirmeye çalışıyor. İşgal'in karşıtı terk'tir. Annemarie Schimmel'in sıraladığı züht makamları uyarınca, dünyayı terk, dünyayı terk etmenin verdiği mutluluğu terk, terki terk: Proscenium'un “ayna evresi”nin odağında önümüzdeki yıl bir direniş biçimi olarak Terk kavramı ve yapıya yönelik mimari alıştırmalar yer alacak, sabit çalışmaların yanında. İçten selamlar.

4 yorum:

  1. Özlem Z.'yi desteklemek istiyorum, sanırım...
    kafam çok karışık ve sanırım hep mutsuz olacağım...
    ama Kadıköy deki terk edilmiş depoya gelip şarap içmek istiyorum...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Perşembe. Bizde böyle kapıyı çarpıp çıkmalar olur. Kapıyı çalmadan girmeler de olur. Kapı dışarı etmeler de olur. Zat-ı şahaneleri durumları dramatize etmeyi pek severler; o yüzden olduğundan daha dramatik görünmüş, olduğundan daha az şiddetli olmayan kopuş. Buralardayım. Bunun çok önemli olduğunu söylemeden. Desteğiniz için teşekkür ederim, gerekirse çıkarır kullanırım PA iktidarına karşı.

    Ayrıca, Ozan, söylediklerinin çoğu doğru olmasına rağmen, içinden söylemen gereken şeyleri böyle acımasızca ve güçlü şekilde dillendirme yeteneğini kıskanmıyorum dersem yalan olur. Ama yapabilseydimde yapar mıydım, bilmiyorum.

    Değerlendirme yazısının ihalesi bende kaldı sanırım. PA'nın en az yazan yazarlarından biri (şimdi söylendiğine göre okuru) olarak bunu mutlulukla yapacağım. Belki ilk aylar hakkında kimi okurlar da bir şeyler söylemek isteyecektir.

    Sizleri ne kadar sevdiğimi söylemeyi başaramayacağım için h,iç denemiyorum. Dahası, bu türden sevginin OzanK. tarafından küçümseneceğini de yaklaşık on beş yıldır biliyorum.

    YanıtlaSil
  3. Özlem, şimdi misafirlerin önünde tartışmayalım. Zaten nasıl bir kamuoyu oluşturduysan azar yemediğim adem oğlu kalmadı şurada. Yazgı bile benimle muhatap oldu, bilmem inanır mısın?

    Onu bunu bırak da değerlendirme yazısı bu ay içinde hazır olsun; Ocak'ta Kapalı'yı açacağız biliyorsun, tam da geçmiş yıl değerlendirmesi gibi oldu bu denk gelme yüzünden. Sonra biliyorsun ben bir buçuk sene "hapiste" olacağım. Bari bu sefer aksatma şu yazılarını, zamanında teslim et. O zaman belki parantez içinde yazarım adını Kişiler'e. Görünür ama okunmaz.

    Özel olan politiktir.

    Sık yazmasan da, senin desteğin olmadan süremez bu sohbet. Ama yumuşadım sanma. Adım da çıkmış "PA iktidarı"na... hayırlısı...

    YanıtlaSil
  4. Bu arada, Bay Perşembe, selamlar.
    Depoyu ele geçirdiğimizde haber ederiz buradan. Seve seve taze şarap da ikram ederiz.

    YanıtlaSil

"Words Words Words" (Hamlet)