Pazar, Ocak 04, 2009

The Cabinet Of Jan Svankmajer

Sinema bir grafik sanatıdır. Figür dediğimiz şey, çizimler, biçimler, kompozisyon ve çizgilerin arasını dolduran mekanda yer alır. Böylece her sahnenin teknik bir okuması yapılabilir. Bir film hakkında konuşurken, tek tek planların ele alınmasıyla, görünen her şeyin basit bir grafik formülü, estetik ölçülere göre değerlendirilebilir. Kuşkusuz bu, filmin izleyicisi olan kişi açısından can sıkıcıdır: Ne de olsa gördüğü şeyler asla yaratmak zorunda kalmayacağı şeylerdir: Ancak sinema sanatıyla ilgili biri, izleyici olmasının yanında, gördüğü şeyin olanaklarını olduğu kadar, yapım aşamalarını da görür: Bir aşçının yediği bir yemekteki tatları dilinde ayırabilmesi gibi, ilgili izleyici de gördüklerini gözünde ayırır: Can sıkıcı da olsa, film incelemesi denilen şeyin çağdaş izleyici için önemli olmaya başlamasının nedeni ise, görmenin manipülasyonunun ya da bakışın güdülenmesinin modern hükümet etme biçimlerinin başında gelen tekniklerden olmasıdır. Sinema göstergebilimi, ellilerdeki ilk büyük yazarlarından beri kara büyü bozuyor: Kamera sosyolojik bir silah olarak doldurulmasının sonuçlarına kurban verdiği kişi sayısı kadar hayalet üretti ama kameranın kendi hayaleti de ona karşı savaştı: Dram sinemasının egemenliğine karşı sayısız film ve manifesto üretildi, sayısız tavır alındı ve sayısız teknik geliştirildi. Bugün sinema demek, büyük oranda görselleştirilerek kullanılan pek çok silahın ateşlendiği alan demektir. Aslında sinemada görünen şey, Delleuze'ün formülünü bozarak söylersek, temel bir yüzey üzerindeki kavram, süre ve hareket bloklarıdır: Bunların bir arada bulunabileceğine, aralarında doğrudan bir ilişkinin kurulabileceğine dair tartışmalı bir inanç söz konusudur burada. Kamerayla olay arasında bulunan, ama görünmeyen yönetmenin kuşkulu tanıklığı yüzünden, bu hareketin yazı diliyle okunmasında da ciddi sorunlarla karşılaşılır: Kendini yazınsal olarak değil, görsel olarak sunan “şey”in yazıyla “okunması” ortaya en azından melez bir ara-tür olarak “film incelemesi”ni çıkarır ve bu en azından filme haksızlıktır: Şu unutulmamalı: Bir film, sadece gösterdiklerinden değil, gösterme biçimlerinden ve görme önerilerinden oluşur: Filmde sadece şeyler değil, kavramlar da dekorun parçasıdır. Quaylar, sinema tarihinde kendilerine açtıkları alanı böyle dekorların neredeyse pornografik kullanımıyla, has örneklerle doldurdu ve Svankmajer'in Atölyesi, onların büyük ustalarının işine yönelttikleri, yarı saygı duruşu niteliğinde bir üretimdir ve her beden gibi filmin bedeni de ancak ona haksızlık ederek değerlendirilebilir. Aşağıdaki notlar Timothy ve Stephen Quay kardeşler hakkında değil. Bu yüzden özelde onların tekniklerine çok az yer ayıracak ve dehalarının yarısına hak ettiğinin yarısı kadar bile övgü düzmeyecek: Bunun yerine, sinema hakkında sinemanın en saf ve en uygulamalı örneklerinden biri olan, 1984 tarihli filmleri The Cabinet Of Jan Svankmajer için bir akış şeması çizecek ve sadece filmi izleyecek. Filmde, yönetmenlerin filmografilerinin pek çok diğer örneğinde olduğu gibi yine Keith Griffiths'le çalıştıklarını belirtmek gerekiyor. The Cabinet Of Jan Svankmajer, Svankmajer estetiğini çok iyi bilen Griffiths'le Quayların basitçe ortak çalışmalarının ötesinde, büyük ustanın kendisinden bağımsızca işleyen dış organları olarak öğrencilerin varlığını sürekli duyumsatır.
Prelüd: Jan Svankmajer'in Portresi: İlginç biçimde kurgulanan jenerik, dev bir Kino Positive yazısının altındaki Svankmajer fotoğrafını yırtıp geçmiş kitap kafalı mekanik karakterin (resim kökenlidir, artık Kitap-kafa olarak anılacak) yaratıcısı olan eller tarafından harekete geçirilmesini gösteriyor. Kitap-kafa (Svankmajer temsili, gerçekten de kafasında açık bir kitap taşır) kendi içindeki bir dişli düzeneğinin çalışmasını engelleyen pamuğu kendine adeta bir ameliyat yaparak çıkarır ve yer. Bu ilk ameliyat. Düzenek çalışır. Yırtılma tersine işler ve poster gibi kurgulanan açılış levhası (levha: eski zamanlara ait bir açılış tarzı, aynı zamanda sessiz filmler döneminde görüntü aralarına bilgilendirme amaçlı yerleştirilir) görünür. “35 mm, Svankmajer, Kino”. Serbest Yerler İçin Toplu İğneler: Toplu iğneler çizgili yüzeyde hep birlikte yürür. Peşlerinden kısmi bir Avrupa haritası gelir ve bir cetvelin altına yerleşir. Haritada (eskinin ünlü sürrealist Paris ve İstanbul haritasına benzer biçimde) Paris ve Prag işaretlidir ve kentler ünlü mimari yapılarıyla gösterilmektedir. Ölçek küçülür. Prag üzerinde iğneler ve tüy yürür.
Jan Svankmajer'in Atölyesi, Eş-zamanlı 16. ve 20. yüzyıllar – Beklenmedik Bir Misafir: Atölyenin pencerelerinde bir sokak atmosferi ve neon ışıkları. Kızıl yıldız içinde orak çekiç simgesi, yanında metroyu işaret eden, aşağıyı gösteren ok işaretleriyle birlikte, bir düşüşü işaretler gibi kurgulanmış. Tramvay grafiği: Endüstrileşme erkine işaret eden simge ve sesler. Atölye bütün gelenekselliğinin ötesinde, ilk genel planında ortasında klasik bir insan yüzünün insan yüzü elemanlarına benzeyen meyve ve sebzelerle resmediliği bir 16. yy. tablosuyla görünür. Kitap-kafa atölyesine girer ve malzemelerini masaya bırakır: Anahtar, boya tüpü, fırça, yaprağa benzeyen bir cisim... Eksik de olsa, stop-motion yapım malzemeleri. Ardından öğrencisinin önce şapkasını pencereden görür. Jan Svankmajer, hiç kuşkusuz, hiçbir zaman Timothy ve Stephen Quay'ın simgeleştirdikleri anlamda atölye hocaları olmadı; bu “öğrenci”, harekete dair “kafasında” taşıdığı “hiç”le, yani öğretmeninin tersine, bir kitap taşımadan (hatta bunun tersine, gazete kağıdından yapılma bir şapkayla) atölyeye gelir. Öğretmen önce öğrencisinin kafasındaki gereksiz bilgiyi boşaltır, bu arada boşaltılan kafadan çıkan kırmızı bir motorla zor anlar yaşayarak. Topu renkli bir çokgenin içinde yok eder ve kafaya geri yollar. Ardından, ani biçimde öğrencisini Anamorphosis'le tanıştırır. Bu, ilk ders. Yamuk Bakmak: Öğrencinin ilk dersinin bakış açısıyla ilgili olması, üstelik bir tür gizyazı yöntemi olan anamorfozu öğretmesi anlamlıdır: Svankmajer'in yaşamı politik engellemelerle doludur çünkü: Tıpkı bugünkü İran sembolizminin kökeni gibi, sürrealist sembolizmin (“sembolizmin”) de Svankmajer'de güçlü kökleri mevcuttur: Ancak altında bulunduğu baskı onda üstü kapalı bir dil yaratmak yerine aşırı açılmış, köktenleştirilmiş, keskin bir simgeler evreninin yaratılması için ilham verir. 1990 yapımı “Bohemya'da Stalinizmin Çöküşü” bu keskin eleştirel dilin zirvesidir örneğin. Anamorfoza gelince, bu, belli bir yamuk bakışa geçmeden odağını ele vermeyen, konusu görünmeyen belli bir tür gizli resmetme yöntemi. Bu bakış, anlamlı görüntünün elde edilmesi için gerekli açının yakalanması temeline dayanır ve aslında kurgulanmış tüm görüntülerde varlığını sürdüren bir dildir. Öğrenci, anamorfozu gördükten sonra Kitap-kafa, resim karesini bir tür sinema sahnesini andıran çerçeveye dönüştürür ve dersine bu çerçeveden yaratılan imgelerle devam eder. Sinemanın temeli, gösterdiğinin görülmesi için gerekli açının, yönetmenin bakış açısının filmde bir iskelet gibi varolmasıdır: Daha doğrusu, ilkesel olarak, “sadece” bir iskelet gibi: Daha doğrusu, filmin, “belli” ama mutlak olmayan bir “açıdan” göründüğü bilgisi. Öğrenci, önce bu bakışın yaratılması ve mevcut görme biçimlerinin içinde kendine özel bir alan açması gerektiğini öğrenir. Dil içinde dil, bakış içinde bakış ve daha sonra ele alınacağı gibi resim içinde resim. Şimdi ortaya çıkan yeni sahne de, bu resimlerin üretilmesi için gerekli çerçeveyi verir. Sahnedeki perdeden bir sandalye çıkar. Sandalye seyirciyi sadece taşımaz, üretir ve ona varolması için gerekli zemini verir. Çoğu zaman sandalyeler belli bir pragmatik ilkeye göre, izleyicileri birbirlerinin bakış açılarının dışına yerleştirmede kullanılır. Düz zeminlerde baklava biçiminde ya da basamaklı sistemlerde birbirinin altına. Aynı zamanda sandalye sahnede Svankmajer'in Poe'dan uyarladığıThe Fall Of The House Of Usher'daki ünlü sandalye gibi durur. Nesnenin Takibi: Sahnenin icadı, planın bilgisini zorunlu kılar. Sıradaki ders, bu anlamda, sekanstır. Çekmecelerle örülü duvarları olan büyük bir odada, Kitap-kafa elementlerini ve yasalarını düzenler. Elementler çekmecesinde kemik, bitki gibi şeylerle birlikte Svankmajer'in referansları olan sürrealist yazar ve şairlerin kitapları da görünür: Breton, Carrol ve Lautreamont'un yanında Poe ve Kafka... Kitap-kafa açısından sözcükler de arşivlenen gerçeküstü nesnelerdir ve çekmecedeki kitapların sırtlarında kitapların değil, yazarların adları yazılıdır. Diğer çekmeceler arasında ise, birinden diğerine “geçen” şeyler, hareket etmiş olmaktalar; ancak bu şimdilik sadece bir “geçiş”tir.
Mucizeler Odası: Öğrenci, odanın harikalarına göz gezdirir. Tek başına. Karşılıklı iki kanatlının iskeletleri, sandalyelerinin üzerinde, birbirine dönüktür ve odaya görünmeyen bir pencereden ışık vurur. Öğrencinin kafası henüz boştur. Nesnenin Keşfi: Sekans bilgisi derinleşiyor: Aralıkların, anların saklandıkları, muhafaza edildikleri ara-yerlerin keşfinden önce, öğrenciye, Kitap-kafa'nın nesneler kütüphanesindeki üst çekmecelere ulaşmak için kullandığı devasa merdiveni itme görevi verilir. Bu görev de oldukça coşkulu biçimde yerine getirilir. Öğrenci duvardaki çekmecelerden birinin açılması için ustasına ısrar eder. Çekmece, adeta duvarla birlikte açılırken cam kürede oluşturduğu hareket izleyiciye bir sonraki aşama için ipuçları verir. Dev çekmeceden açılan bir başka iç çekmeceden bir başka çekmece daha açılır ve Kitap-kafa bunun içindeki düzgün, değirmi taşları inceler.
Biçimlerin Geçişi: Sonraki bölümde, öğrenci, Kitap-kafa'nın içinden bir şeyler boşalttığı çekmeceyi kapatmak ister, ancak çekmece kapanmak yerine her biri diğerinin yarısı boyutunda ve birbirlerinin içinden çıkan dört yeni çekmeceyle, bir tür (tele)skop biçimi alır. Öğrenci bu çekmeceden imgesel bir çekmeceler diyarını gözetler: Yerlerinden çıkan iki rengarenk kanatlı bir süre havada dövüşür gibi yapıp yeniden kaybolur. Metafizik Oyun Odası: Bir dokunuş deneyimi: Öğrenci çevresinde geometrik biçimlerle birlikte oyun odasında, birazdan bir (mikro)skop gibi kullanacağı, çekmecelerden yapılmış aygıtın üzerinde uzanmaktadır. Sarhoş gibidir. Oyun oynamaktan yorulmuş ya da bir rüyadan uyanmaktadır: Daha doğrusu bunların ikisi de aynı anlama gelmektedir artık. Oda, sütunlardan, ışığın yarattığı gölge çizgilerden ve daha birçok çizgiden oluşur. İç içe geçmiş masalar, iç içe geçmiş mazgallar ve gerisi, ama mutlaka iç içe geçiş: Bir karışma hali, bir çözülme için zorunludur sinemada. Toplu iğneler taşıdıkları küp şekeri oyun odasından geçirerek, mucizeler odasında bir masada bulunan insan anatomisi resminin ağız bölgesine bırakırlar. Usta, Kitap-kafa, öğrencinin önceden çekmecelerden yaptığı (tele)skop biçimini (mikro)skop gibi kullanarak masada duran resim hakkında bir ders vermeye girişir; öğrenci de bu arada aynı (mikro)skopun bir ucundan çalışmayı izler: Ancak, mercekte görünen şey masadaki anatomik resim değil, bir tarantuladır. Bir ameliyat daha ve bu kez gerçek bir ameliyat gibi görünür; biçimler üzerinde oynarken ölçüler de görünür haldedir. Mühendis sanatçı bir bakıma cerrah gibi de davranır: Kuşkusuz bu Vertov'un Sine-Göz deneyimine bir şeyler ekler: Görmek müdahale tmektir aynı zamanda; Vertov'un imtina ettiği şey. Ve giderek “scope” kameraya dönüşmeye başlar. “Tactile”: Aynı zamanda büyük oranda Svankmajer'in teorize ettiği bir tekniktir. Öğrenci Saniyenin Yirmi Dörtte Biri Hakkında Bir Ders Alır: Kamera odası. Kitap-kafa kamera kutusunun başında duruyor. Öğrenci duvardaki bir çekim düzeneğini yönetiyor. Duvarda baştaki Kino Positive yazısının altında bir zaman sayacı var. Öğrenci garip biçimde ustasının kutudan çıkardığı kameranın önünde “eğilir” gibi yaparak yere bir top bırakır ve ikisi birlikte “giden” topu izlerler. Hareket için basit bir örnektir bu: Köşesiz ve kenarsız nesne, üç boyutlu küre zemin ve merdivenler boyunca ilerler ve düşer. Burada üst üste birkaç şey olur: Birincisi, merdivenlerden mucizeler odasına düşen top, havada duraksayarak ilerler. İkincisi, topun duraksama hareketi esnasında öğrenci duvardaki kolu çevirir. Üçüncüsü, Kitap-kafa, kameranın karşısındaki kaidede duran topla kamera arasında gidip gelir. Basit bir stop-motion alegorisi ama aynı zamanda sinematograf alegorisi de: Stop-motion, canlandırmanın bir türü olmakla beraber sinematografik (akan) görüntünün temelidir de: Aynı konunun farklı durağan anlarının toplamının birbirlerini izlemesi. Buradaki farkı stop-motion'ın özel durumu yaratıyor: Bu tür canlandırma sinemasında aralıklar uzun mesafelidir ve duraksayarak kat edilir. Hareketin kendisine doğrudan müdahale edilmesinin ötesinde, hareket “yaratılır”. Geniş bir form, fizik, malzeme ve estetik bilgisi gerektiren türün doruklarına çıkan Svankmajer'i bu temel konuları öğretirken resmetmek Brothers Quay için neden bu kadar önemli olsun? Neden öğretmenliğe soyunmaktalar, zaten öğrettikleri şeyin göz alıcı örneklerini vermişken? Yanıtın bir kısmı sinemanın hayal ekonomisinin bir ikna teknolojisine dönüştüğü yirminci yüzyılın ikinci yarısında yatıyor: Giderek sadece hikaye sineması haline gelen anlatılar, dramın dilini ödünç alan, böylece kendi grafik dilinden vazgeçen bir sanatçılar birikintisi, giderek kayıt için gerekli ayrıcalıklı anları yaratmaktan aciz, sadece “seçmekle” yetinen “expert” bir yönetmen tipi ve gerisi... Quay, basit olanı, yoğun bir işçilikle, temelde bu nedenle sunar. Bu sırada iki top (iki aynı top) eşzamanlı olarak hareket eder, sinematografın kolunun çevrilmesiyle; duvardaki sayaçta sayılar belirir ve öğrenci merdivendeki topun peşinden gider. (Dikkatli gözler burada modern fiziğin iki önemli yeni sayılabilecek sorusunun görüntüyü anlatmak için Quaylar tarafından ödünç alındığını fark edecektir: Gözlemin aynı zamanda müdahale olduğu teorisi ve bir şeyin aynı anda iki farklı yerde bulunabileceğini en azından laboratuar ortamında kanıtlamış bir kuantum teknolojisi.) Alt odada topu masanın üzerinde yakalar. Bir iğnenin ucunda taşır. Film, final bölümüne girer. “Final - Yeni Bir Doğuş İçin” ya da “Yeni Bir Doğuş İçin Final”: Öğrenci artık kafasında bir kitap taşımayı hak etmiştir. Kitap-kafa tarafından boş kafatasına küçük bir kitap ve mürekkep hokkasına benzeyen bir cisim yerleştirilir. Ustasına veda eden yeni “küçük kitap-kafa” atölyeden çıkar ve sokaktaki kızıl yıldızın başının üzerine denk geldiği an boyunca ona dışarıdan el sallar. Gelen metroya biner. Usta, içeride toplu iğnelerin hareket ettirdiği, öğrencinin başlangıçta taktığı gazeteden bozma şapkaya bakar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)