Salı, Nisan 28, 2009

Düşüncedeki fem; eksik şey düşüncenin eksiğidir.

Biri kadının bir bedeni olduğunu söylerken diğeri de bu bedensiz şeyin bir kadın olduğunu söylüyordu, ve ötekiler de onu tanımlarıyla anlamın dışına itmeye kararlıydı. Kadın ise tuhaf biçimde bütün olgunluğunu eksik bir parça için krize sokabilirdi. Olgunlukla ilişkili bu eksik parçanın aynı anda hem olgunluğu azaltan hem de artıran bir şey olması, bize, parçaya dair gizli bir imge de sunmuyor mu? İmgenin fazlalığı olarak cisim ve cismin eksikliği olarak imgenin arasında, dönüp dönüp duran ve kendine oluş bulmak isteyen nedir? Kadın demek yeterliyken, tüm yetersizliklerin kadına bağlanmasıyla, fark yoluyla kendini gösteren kadın da salt formel kalır gibidir. Oysa, gerçekte, formel olanlar sadece sunulanlardır, bakışı görme lehine tembelleştiren cisimsizlerdir. Bir giysinin kadını formelleştirmesine rağmen, birçok giysinin formeli krize soktuğu, ve görme edimine sahip olanı da krize sokabileceği kesindir. Kriz bu haliyle oldukça gerçektir, ancak kadın, krizi bir olaya doğru derinleştirmek yerine krizden yeni bir giysi üretir; ilginçtir, bu giysi de içseldir. Kadın böylece içerden de formele yenilir. Bu yenilginin bitmiş bir olay olmadığını düşünebiliriz, böylece yenilgi bütün bedene yayılır, bütün kıvrımları kat eder. En sonda, düşünce içinde ortaya çıktığında yenilgi, kadının diline dolanacağı, ve olmanın yerinin kadın olmanın alacağı başka bir formel kriz kendini gösterir. Kadın, bütün tekillikleriyle bedeninden kadınlığ(ın)a doğru akar; ve bu akış bitmez tükenmez bir erimedir. İşte, bu erimenin, bu bir türlü başlamadan sona ermeyen, ama yine de bir erime noktasının sınırında olabileceğini varsaydığımız durum, gerçekliğini dilde gösterir. Kadın, erimiş bedenlerin, yenilmiş ruhların hâlâ bütünüyle ölmemiş kalıntısıdır. Bu ölmemiş son kalıntıya son darbe dilde gerçekleşir. Darbenin sonunda, hafif bir bilinç kararmasından sonra kadın dönüp erkeğe aşkından söz eder. Burada da başka bir sorun ortaya çıkar, o da, erkeğin bu darbeyle kadından daha fazla şeyi öldürdüğüdür. İşte bu fazlalık, varlığın bütün uykusunu kaçırır, ve etrafta kötü bir uğultu duyulmaya başlar: Eksik olanların fazlalığı olarak hıncın uğultusu. “Yapabilmek etmekle olduğu kadar edilmekle de ilişkili olduğundan, etkinsizleştirilmiş güç tepki vermeye mahkum olur olmaz hiçlenmiş duyguları da hınca indirgenir” (F. Z.). Dolayısıyla Feminizm, erkekleri onları başka bir kadın için aldatan kadınların nevrozudur. Kime yönelik olduğu belirsizdir bu mücadelenin; bütünüyle tepkiseldir. –Tuhaf şeyler bütün bunlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)