Cumartesi, Nisan 11, 2009

Ret ve Gül

... karanlıktan bir şey saklar gibi aydınlığa bulanan, üzeri kazınmış ruhların çıplaklıktan ancak zırh yaptıkları bedenleri... İçleri varmış gibi içtenlikten duydukları tiksintinin daha adi olanıyla doldurdukları ama dolmayan boşlukları... Yediği yemekler bir yana, birlikte yediği insanı birbirine karıştıran, arada belki onu da yiyebileceğine dair işaretler... Arzunun yolunun kendi lağımlarından geçtiğini sanan, böyle değilse bile, bütün iç yolları kendi büyük kanallarına kötü bir işçilikle bağlayanlar... Adımlarından önce gidebilen, yine de bıraktıkları izin dibine düşen saçma sapan koşuşturmalar... Durduk yerde düşmelerinden umutlar icat eden, bunu bir oyuncağa çeviren, ve bu oyuncağı en kötülerine kaptıranlar... Küçük kusurlarını örtmek için en büyük kusurları icat edip uygulayan, ve bu ustalıklarını en sevdikleri üzerinde gerçekleştirenler... Gittikçe de kendine bulaşanlar...

O büyük soru da, yani Arzu?, yanıtına soru olmayan, bunun dışındaki diğer arzuyu anlatırdı. Arzu her zaman için akıştan daha akışkan olan, daha yakalanmadan gerçekleşmiş olabilen idi. Gece ve karanlık arasında yuva kurmuş "yeni insan" (Rilke), kaldırım taşları fırlatan öfkelinin hemen altındadır, kaldırımın altında. Hiç merak ettiniz mi, sokaklarda, çöplerde bir şeyler toplayan tuhaf kılıklı insanların günden sonra nereye çekildiklerini? Yeni insan, artık kenarlardan yürümez ama onları kıvırır.

Gül. Ret ise bir güçtür; ve bu doğru, ama güç olarak ret, belli bir aşırılığın da sonudur. Bir son bile değil, ve bu sonun henüz tükenmiş olduğunun kanıtı. Ret aşırıdır, ancak aşırılıkla ilişkisi her türlü aşırılığın kendisinde tükenmesi, kendisinde bitmesi, ve sonuna çarpmış gibi bütün bu aşırılıkların düşünülmesine dair bütün düşünsel tutarlıkların da içten dışarı ve dıştan içe doğru, tamamen düşünsel olmayan bir düzlemde yollarını kaybetmeleridir. Ret ne budur ne de şudur, ne bunu doğrular ne de şunu yanlışlar; hiçbir kavramsal içkinliği yoktur. Onu bilemezsiniz, içeriğini düşünemezsiniz, hiçbir şey söylemez. Ret yine de bir tutumdur, geriye kalan son şey olduğu denli zayıf, geriyi de öne itebilecek denli güçlü olandır; ve savunmasız olduğu kadar saldırgan da değildir. Ret, sonunu getiremeyen şeyin, sonunu isteyen olayın kendi içine tamamen düşmesidir; ve olay, içine düştüğü kadarıyla artık başka bir oluşun yakıtı olur. Reddin hiçbir oluşu yoktur, hiçbir ana tutunamaz; çünkü o hâlâ bir Reddin olabilirliğinin garantisidir. Kendi gerçekleşmemesiyle ilişkisi, bunun böylece kabulünü dışlar. Ret, sessizlik içinde duyulmayan öteki-sessizliğe akan suyun geriye bıraktığı biricik damlanın sesidir. Ret için herhangi bir tanım ancak ondaki reddin gücünü veya güçsüzlüğünü işaret eder; ama ret, kendi gücü ve güçsüzlüğüyle hiçbir uzlaşmaya girmez. Anlamı istila eden anlamsızla hiçbir stratejik bileşime girmeyen ret, karışımlara yönelik beklentisine de mesafelidir. Değil ve değilleri arasındaki oluş-hallere zorunlu perspektiflerle bakışımdaysa da, onun görülebilirliğine yönelik zorunlu bir bakışın, yeraltındaki kör canlının kör olup olmadığından bambaşka bir şeyi açıklaması gerekir. Oysa, yeraltındaki canlının, yaratığın dünyayla ilişkisi ne eksiktir ne fazladır, ve bu canlıdaki eksiklik ve fazlalık, zorunlu olarak Dışarının eksikliği ve fazlalığı olarak düşünülmelidir. Ve bu, düşünmenin sorunu değildir; ve reddin canlı bir şey gibi bir şey olması, ondaki eksikliği ve fazlalığı aynı anda devindirebilen, kendisi için bir başka zamandan yaşam süresi almış olmasından kaynaklanır. Dışarının ölçülü kabulü olarak reddin ölçüsüzlüklerle ilişkisi ajan oluşlarla varolanlara zincirlense de, o da, kendi sahtelerini üreterek karşılık verir. Gerçekte, bir “karşılıklılık” halinde olmayan bu tuhaf karışımın ret için ne ifade ettiği Varlık uzamında anlaşılamazsa da, düşünmenin böyle bir oluşa kabul onayı vermesi de anlaşılır değildir. Ret, her an için uzamın içinde sırıkla atlamak gibidir; sırığın en ucunun değdiği yere dayanıldığında ret oradan başlar, en uç noktadan; atlama eylemi Düşünmeyken mesafe de Kavramdır. Böyle bir olayda reddin neden bir nokta olarak düşünüldüğü, düşünmedeki düşünme noktasının kendine vurgusu olarak düşünüldüğünde bile Ret için hâlâ bir başka ret mevcut olabilir. Öyleyse, reddin gücü Karşılamanın içkin deviniminden beslenir. Karşılamak ise her zaman için Birindeki Seninle karşılaşmaktır. Sonsuzun kabulü ve kabulün sonsuzluğu; ve reddin gülüşündeki parıltı: gül. Demek ki uzaklaşma için yol geriye hiçbir mesafe vermediğinde bekleyişin aniden ortaya çıkmasıyla Doğum bir uzama dönüşür. Michaux: “Rahat olabilirsin. İçinde berraklık kalmış. Tek bir yaşamla her şeyi kirletememişsin.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)