Cumartesi, Ağustos 07, 2010

o.r.l.a.n.d.o

.../ Virginia Woolf
[...]
Orlanda diye seslendiğinde gereksindiği Orlando gelmeyebilir; bir garsonun elinde üst üste yığılmış tabaklar gibi üst üste dizilip bizleri oluşturan bu “ben”lerin başka yerlerde de bağlılıkları, yakınlıkları, kendilerine özgü küçük anayasaları ve hakları –ne ad verirseniz verin, çünkü bu şeylerin çoğunun adı yoktur– ve biri yalnızca yağmur yağdığında, öteki yeşil perdeli bir odada, beriki Bayan Jones orada yoksa, bir başkası ancak bir kadeh şarap vaat ettiğinizde gelir; her kes kendi deneyimlerinden kendi çeşitli benlerinin kendisiyle üzerinde anlaştıkları değişik koşulları çoğaltabilir ve bunların bir bölümü yazıya dökülmeyecek kadar saçma sapandırlar.
[...]
Belki, ama görünürde kesin olan şuydu ki (şimdilik “belki” ve “görünürde” bölgesindeyiz) en çok gereksindiği ben uzak durmaktaydı; çünkü konuşmalarına bakılırsa benlerini arabayı sürdüğü kadar hızlı değiştiriyordu –her köşe başında bir yenisi çıkıyordu ortaya –ve bu durum, en üstte bulunan ve isteme gücüne sahip olan bilinçli ben açıklanamaz bir nedenle yalnız ve yalnız bir ben olmak isteyince görülür. Bazı insanlar bunu gerçek ben olarak adlandırırlar ve derler ki bu içimizde var olan benlerin bütününden oluşmuştur; bu benlerin tümünü karıştırıp birleştiren ve denetimleyen bir baş ben ya da anahtar ben onları yönetir ve kilit altında tutar. Orlando’nun araba kullanırken konuştuklarına kulak misafiri olan okurun da anlayabileceği gibi o hiç kuşkusuz bu benini arıyordu ve eğer konuşması abuk sabuk, kopuk kopuk, havadan sudan, sıkıcı ve zaman zaman anlaşılmazsa, kendi kendine konuşan bir hanımı dinlediği için kabahat okurda; biz yalnızca onun sözcüklerini ağzından çıktıkları gibi, ama bize göre hangi benin konuştuğunu ayraç içinde ekleyerek ki bu konuda yanılabiliriz, kağıda geçirmekle yetineceğiz.
[...]
Orlando baştan aşağı karardı ve duruldu, hani bir yüzeye dolgunluk ve somluk veren sır ona eklendiğinde sığ derinleşir ve yakın uzaklaşır ve su bir kuyunun duvarlarınca nasıl kapsanırsa öyle kapsanır ya her şey; Orlando da şimdi öyle karardı ve duruldu ve doğru ya da yanlış, tek ben, gerçek ben diye adlandırılan şey oldu. Ve sustu. Çünkü, belki insanlar yüksek sesle konuştuklarında benler (iki bini aşkın ben olabilir) ayrılıklarının bilincine varırlar ve iletişim kurmaya çalışırlar, ama bir kez iletişim kuruldu mu artık bir şey söylemeye gerek kalmaz.

Ozan K. tarafından eklenen ek okuma önerisi için bkz. Orlando ya da Kadınlaşmak (Ulus Baker)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)