Pazar, Eylül 12, 2010

Sirayet Sineması Üzerine (Devam)

Anahtar Kelimeler: Yeni faşizmin görünümleri artık sadece "görünüm" halinde vuku bulmasının dışında tıpkı eskisi gibi, "kadın" sözcüğünün dolaşım yoluna ve et tüketimindeki dolaşım değeri uğruna harcanan kullanım değerine bakılarak incelenebilir: Özgürlükçü hareketler konuşma sırasını alma konusunda totaliterleşti: Konumunu yitirme korkusu, sonsuza dek varlığını görüntüsüyle ya da sesiyle imzalayamama olasılığı karşısında duyulan endişe karşıt konumlar arasında sığınılacak ara alanlar yaratır oysa: Yeni faşizmin tarihi gelecekte kavramsal sanatın ve aktivizmin yükselişiyle birlikte anılacak: Duvara çizdiği kapıdan çıkıp kaçabilen Walt Disney karakterlerinin acıklı plastik doğaları bugün çoğu güzel sanatlar bölümünde kendine kalp atışları tasarlanan, ardından bir kalbe sahip olacak zayıf serbest sanatçıların doğalarıyla birlikte: Sonsuz serbestlik karşılığında sıfır özgürlük: "Exper" sanatçı tipi için pratik kataloglanmaya uygun hale getirilmiş kavramlar felsefe tarihi kitaplarında ve yarı zamanlı pop-devrimcilikte: Kültürel çalışmalar kültürleri paketliyor: Tophane sokaklarında Galeri-AVM'ler: Psikanalizin baskısı sürreel sanatı ve mistisizmin baskısı reel alanı hızla "doğalın" vasatında birleştiriyor: Sanat galerileri çok fazla aydınlık ve ışık bilinçsizce yanlış tasarlanıyor: Her yer müze: "İnteraktif" oyunların interpasif teknikleri taraflar arasında anlaşmaların çoktan imzalandığını anımsatıyor: Umut hemen hemen yok gibi: Sanatçı umut üreten bir "makine" gibi bir eser "yerleştirinceye" dek "yerleştirme alanı" eylemi soğuran, "boş" değilse de "boşaltan", boşluk oluşturucu bir uzam olarak güdümleniyor: Muhalif gruplar direnemediklerinde rejime lavman yapıyor, onun bağırsaklarında dolaşıyor, dişlerinin arasını kemiriyor, onu kendi bedeninin "doğal" handikaplarıyla uğraşma zahmetinden kurtarıyor: Köle Anne, intikam alıyor: Doğumunu şimdiki zamana yayan evladın ölümünden bir parçayı lehine çevirerek: Bekar odalarında yaşayan nikah memurları yeni Frankesteinlar.

Film eleştirisinin Türkiyede gelip akademik tez şablonuna yerleşmesi senaryo yazım aşamalarının tekdüzeleşmesine değilse de, "okunmakta" olduğunun farkında olan bir senarist tipinin bir tür Mr. Hyde olarak ortaya çıkmasına, yalnız buna değil, "sadece ortaya çıkma olasılığı ile bile" entellektüel bir hazırlığa yol açtı. Denebilirse eleştiri, filmi kendi alanına çekmeye çalışmaktadır: Sinema çığrından çıkmış teknikler ürettikçe zayıf film eleştirisi söz konusu tekniğin dilini çalarak onu kamu adına ehlileştirmekte gecikmemektedir: Zayıf eleştirinin dili filmi film olarak kalmaya ve simgesel alana hapsolmaya ikna etmektedir. Kuantum fiziği ve sinema sanatı Tanrıyı varolduğuna ikna etmektedir, insanı varlığıyla arasında dolaysız bir ilişki olduğuna ikna ederek. İkna Sinemasına karşı bir İntikam Sineması olanaklı olmayacak mı? Yönetmenler filmlerini sinema tarihine bağlayan, aynı zamanda estetik eklemlerine bağlı iplerden kurtulmayacak mı? Piyanonun müziğe, matbaanın edebiyata yaptığı şeyi sinemaya yapmakta olan kameranın mit-kurucu yasalarına direnmekte donanımlı, kameranın yerine geçecek bir göz. Göstermeyi reddeden, bakışı emen, yokluğu filme alan.

Ana akım etiklerinden, bir teknik olarak etikten kurtulmuş bir sinematografi, "azınlığın tinsel maceralarını destekleyecek işçi ve üretici kitlelerin gücüne ihtiyaç duyan" yüksek kültürden de kurtulma umudu taşıyabilecek midir? "Bu duvarı bilmeden eski rengine boyamak."

* Tırnak içinde, Peter Berkowitz'e ait bir ifade ödünç alınıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)