Salı, Aralık 28, 2010

Dostluğun Siyaseti, İmajların Kaydedilmesine Hayır, Sonsuz Kurban Bayramı ve Hayata Dönüş Operasyonu'nun Onuncu Yılı

Saniyede yirmi dört kareden sonsuza dek fotoğraf çekebilecek bir kameranın vizöründen dünya, az çok böyle görünürdü: Herkesin işaret parmağı, çağın vebası yeni bir tür tab işinin gereği, objektife bir görünümün üzerindeki zarı soymasını buyururdu. Herkesin belleğinde hangi görünümün zarının soyulması gerektiğine dair estetik yasalar bulunurdu ve bunlar akademilerde öğretilirdi. Sizin teatrokrasinizde işaret parmakları tetik mekanizmalarında işlevseldir ama artık fotoğraf makinalarınızı dostlarınıza çevirmeyin.

Madde 58 – Süt, Yoğurt: Her işçiye çalıştığı günlerde günde 250 gram imaj veya fotoğraf verilir. İmaj veya fotoğrafın bulunmadığı olağanüstü durumlarda işveren ve sendika şube başkanı anlaşarak, bulunmayan imaj veya fotoğraf tutarına karşılık olacak miktarda ek gıda veya bedeli verilir. (Yüksek Hakem Kurulunca 31.12.1983 Tarihine Kadar Yürürlüğe Konulan Adana-Mardin-Ünye-Bolu Çimento Fabrikaları Toplu İş Sözleşmesi, 1982; metindeki "süt ve yoğurt" ifadeleri "imaj ve fotoğraf" olarak PA tarafından değiştirildi.)

Bu topraklarda iyi bilindiği gibi, sonsuz kurban bayramı tahta saplı bıçakların yanında sertleştirilmiş plastikten deklanşörlerle de kutlanır: Birbirlerinin vücutlarında genel bir erojen haritaya bakarak su ya da define arayanların deneyimlerinde iki gözün birbirine değmesi yoktur: Bu, on beşinci yüzyıldan beri unutulmakta olan, diğer bütün uzuvların yanında göz çukurlarının da bitiştirildiklerinde birbirlerini tamamladıkları, göz aklarının temasındaki sıvı alışverişinin terapötik etkisiydi. Anımsamamak gerekiyordu belki, ama karanlık odanın leğenlerine yatırılan izler göz sıvılarında tab olan görünümlere gönderiyor idiyse, şimdiki zamanda vidalanmış kapalı kutularda bulunduğunu varsaydığımız görme arzumuzun garantisi muhtemelen en çok iki yıl olacak ama artık fotoğraf makinalarınızı kendi fotoğrafında görünmek zorunda olmayan dostlarınıza çevirmeyin.

Madde 59 – Modern insanın görüş mesafesi teleobjektiflerle kısalmıştır. Sonrasında ne yazık ki sıcak bir yaz günü, anımsarsınız, o zaman objektifinin önüne büyük kırmızı bir gözyaşı damlası çizdiğiniz makinanın temel işlevi iki insan arasındaki sisi dağıtacak fan olmaktı. O sevgili sise dokunmakla, modern insanın devletin toplumuna bağışlanacak derisi yüzülmektedir. (Türkiye’de Sonsuz Kurban Bayramı, 2001)

Ancak, bu bağlamda, zifiri karanlıkta ışıkları bir kez daha söndürmenin, çifte körlüğün maskını takmanın erdemlerinden söz etmek, gerçek dostluğun, protezler arası bir anlaşmanın artığı olmaktan kurtarılmasını gerektirecekti. Çünkü bir objektifin bakışın önünü kapatması gibi bir görünüm de oluşun önünü kapatır ve insanı dostluğun anadilini akıcı konuşmaktan alıkoyar. Sonra, 10 yıl önce Hayata Dönüş Operasyonu’nda yüzlerce “tek gözlü dev” dışarıdan, binlerce kimyasal bomba da içeriden kimi tenleri sonsuza dek yakmış, yakmış, pozlamıştı.

“Çinliler barutu buldu; cevaben, Almanlar ise basını icat etti.” (Friedrich Nietzsche)

Bu öldürme tekniğinin ödünç estetiğini dostlarımızın yüzlerinden uzak tutmaya arzumuz olsun. Abel Gance’ın 1927 tarihli filminde, Napoléon, sevdiği kadına karanlıkta “ellerin” gözlerden daha iyi gördüğünü söylerken oradaydık ve bu bilmediğiniz bir dili bilmediğiniz başka bir dile kusursuz tercüme edebilmenin erinciyle ilgiliydi. Şimdiyse bu görme alışkanlıklarının eriminde bilmediğimizi unuttuğumuz bir dilde konuşuyoruz: İşaret parmaklarınızı kılıflarında tutun. Zihnimizde enstanteneyi yakalamakla ilgili ahlaki bir tetiğe bağlı çalışan işaret parmağı, kendiliğindenliğin verdiği özgürlük için toplum yasasını ihlal etmeyi olanaksız hale getiren izler bırakan baş parmak, elinizin ucunda bir penis taşımaya zorunlu tutulduğunuz esirgenen jestleriyle orta parmağınız, bir Hansel ile Gratel masalı uyarınca yeterince şişmanlayıp şişmanlamadığınızı ölçer gibi yüzüğünüzün ya da onun boşluğunun kör cadı tarafından yoklandığı yüzük parmağınız: Parmaklarınızı “modern insanın” bütün o düğmelerinden kurtarmadan dostlarınızın yüzüne ne ile dokunacaksınız?

Madde 60 – “Bununla birlikte, eğer ışık bir ilke ise, halihazırda en gelişmiş görüntü teknolojileri sorunu – hepsi de ışık yazıları olan fotoğrafik, sinematografik, videografik ve dijital teknolojiler – ile karşı karşıya kalınır. Bütün bu medyalarda, dijitalize olsun ya da olmasın, her şey ışıkla yaratılır ve şu açık olmalıdır ki, bütün bu alanlar günümüzde bir metafiziği gösterirler.” (Ulus Baker, Kanaatlerden İmajlara, Duygular Sosyolojisine Doğru, Birikim Yayınları 2010)

Dostlarımızın ışıkta ölen yüzlerini karanlıkta onlara özgürleştirici, belleksiz, kaydetmeyen, kendiliğinden parmaklarla dokunarak dirilteceğiz.
     
"F" - Metin Yeğin - 2001

        

1 yorum:

  1. Bazen, aslında her zaman hayata senin öfkelendiğin kadar öfkelenmek istiyorum ama olmuyor. Öfke, ama insani bir duygudan çok sen bir teknik olarak tasarlıyorsun bunu. Bu öfkeyle yazılmış bir yazı başka hiçbir şeyle değil.

    Ortak organları unutmuşa benziyorsun. Şimdi buradan hatırlatacağım. Kameraya görmeyi öğretebiliriz bana kalırsa. O zaman "dostlarımız" ile aramızda irademiz durmuş olmayacak mı ozan?

    Dostlarımızla aramızda dost kelimesi duruyor. Bana söyletme ki bir kelime imajıdır aynı zamanda. Şöyle demiyor muyduk?

    Kamera imajı çözebilir.

    Hatırla hatırla.

    Zaten teknoloji olarak öfke imajı kaydetmektir üstad. Kaydetmektedir.

    Ahkam keseceğim. Kavga edeceğiz. PA kaç yaşına geldi daha "baba" demedi.

    Dilsiz mi bu çocuk ne. Ben de erken doğum yaptım. Ama yine de tam zamanında ölecektir.

    YanıtlaSil

"Words Words Words" (Hamlet)