Salı, Şubat 22, 2011

Politik İnceleme'den:

…/ Spinoza (1632-1677)

  • Bir politik örgütlenme, her zaman için, dış düşmanlarından çok kendi vatandaşlarının tehdidi altındadır.

  • Her devlet (imperium) için en iyi rejimin (status) ne olduğunu sivil toplumun amacına bakarak rahatlıkla anlarız: bu amaç barış ve yaşam güvenliğinden başka bir şey değildir. Buna göre en iyi devlet de insanların yaşamlarını uyum içinde geçirdikleri ve kanunların asla çiğnenmediği bir devlettir. Aslında şu kesindir ki isyanlar, savaşlar ve yasallığın hâkir görülmesi ya da çiğnenmesi, tebaanın kötülüğünden ziyade devletin kötü rejimine bağlanmalıdır. İnsanlar esasında toplum (civiles) hayatına uyumlu olarak doğmazlar, sonradan uyumlu olurlar. Bunun yanı sıra insanların doğal tutkuları her yerde aynıdır. Dolayısıyla eğer bir politik bedende kötülük daha baskın ise suç daha yaygın ise, bu o politik bedenin, uyumu sağlamak için yeterince çabalamadığını, kanunlarını oluştururken yeterli bilgeliğe başvurmadığın ve dolayısıyla politik bedene ait mutlak hakkı edinememiş olduğunu gösterir. Zira isyanın nedenlerini ortadan kaldıramamış, her zaman savaş ihtimalinden şüphe duyulan ve yasaların nerdeyse her zaman için çiğnendiği bir sivil toplum, herkesin kendi eğilimlerine (ingenium) göre yaşadığı, fakat yaşamına dair büyük tehlike hissettiği doğal durumdan çok da farklı değildir.

  • Yazmış olduklarımız belki de bütün ölümlülerde bulunan kötülükleri alt tabakadan insanlarla sınırlayanları güldürecektir: halkın hiçbir ölçü mefhumunun olmadığı, onu korkuyla tehdit etmedikçe şüphe edilesi olduğu, hükmedildiği zaman köle gibi, hükmettiği zaman ise kibirli olduğu, her hakikate ve yargıya yabancı olduğu vs. söylenir. Ancak doğa birdir ve herkeste ortaktır: bizde yanılsamaya sebebiyet veren şey güç ve eğitimdir. İşte bu yüzden iki insan aynı şeyi yaparken sık sık bunun biri için hoş görülebilir olduğunu düşünürken diğeri için bunu düşünmeyiz. Burada farklı olan eylem değil eylemi yapandır. Kibir efendilerin özelliğidir. İnsanlar bir yıllığına bir göreve getirildikleri zaman bile bunu kanıtlarlar; sonsuz bir onur bekleyen soylular ne yapsın? Ancak onların kibri şatafat, lüks, müsriflik ve bir kötülükler uyumu ile süslenir. Bu öyle bir kibirdir ki, parlakça aptal, zarifçe ahlaksızdır. Bu kötülüklerin her biri ayrı ayrı değerlendirildiğinde açıkça utanç verici ve tiksindirici olduğu halde, cahil ve saf insanlara onur verici görünürler. Eğer kalabalığın hiçbir ölçü mefhumu yoksa ve onları korkuyla tehdit etmedikçe şüphe edilesi iseler, bu özgürlük ve kölelik birbirine kolaylıkla karışmadığı içindir. Sonuçta halkın bütün hakikate ve yargılara yabancı olması hiç de şaşırtıcı değildir; zira devletin ana meseleleri ondan habersiz olarak görülmekte ve saklanması mümkün olmayan birtakım olgulardan ne olup bittiğini tahmin etmesi beklenmektedir. Aslında yargıyı askıya almak nadir bulunan bir erdem gerektirir. Dolayısıyla bir taraftan sürekli olarak vatandaşlardan gizli işler yürütüp aynı zamanda da onların yanlış yargılardan ve kötü yorumlardan uzak durmalarını beklemek tam bir aptallıktır. Aslında halk sakinliğini koruyarak çok az bildiği bir konuda yargısını askıya alabilse veya indirgenmiş bir bilgiden yola çıkarak bir soru hakkında doğru hükümde bulunabilseydi, o zaman itaat etmektense yönetmeyi hak ederdi. Ancak daha önceden söylediğimiz gibi hepimizin doğası aynı…

çev: Sanem Soyarslan

Spinoza ve Siyaset, Étienne Balibar; Otonom.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)