Perşembe, Mayıs 12, 2011

“En iyi” teoriler berbat siyasi tercihlere karşı çok etkili bir koruma sağlamaz...

Salt teorisyenler…

“… Halk içerisindeki faaliyetlerimizin ilk gününden beri, çeşitli ülkelerdeki ulusal sosyalist ve işçi hareketlerinde temas sağlama işinin esas yükünü omuzlayanlar, Marx ile ben olmuştuk. Bu iş, hareketin bütünündeki genişleme oranında artmıştı. Ölümüne dek burada da asıl yükü omuzlayan Marx idi. Ama onun ölümünden sonra, gitgide artan hacimdeki işi tek başına benim yapmam gerekti. O zamandan beri, çeşitli ulusal işçi partileri için, aralarında doğrudan bir ilişki kurmak kural haline geldi ve çok şükür ki gitgide artmaktadır. Gene de benden yardım istekleri, teorik çalışmalarım yönünden, benim dileyebileceğimden daha sık olmaktadır. Şu da var ki, benim gibi bu harekette elli yıldan fazla bir zaman faal olan bir kimse, bununla ilişkisi olan işlere, gecikmeye tahammülü olmayan, yerine getirilmesi zorunlu bir görev gözüyle bakar. Bizim olaylarla dolu zamanımızda, tıpkı 16. yüzyılda olduğu gibi, toplumsal konularda salt teorisyenler, ancak gericiliğin safında bulunurlar ve bu nedenle bunlar, sözcüğün tam anlamıyla teoriysen bile değil, yalnızca gericiliğin savunucularıdır.”

Friedrich Engels; Kapital III, önsöz içinde, Sol.

“En iyi” teoriler berbat siyasi tercihlere karşı çok etkili bir koruma sağlamaz...

“… bana göre bazı olgularla yüzleşmemiz bir zorunluluktur. Felsefi bir anlayış ile ona başvuran birisinin somut siyasi tutumu arasındaki fazlasıyla ince analitik bağ; “en iyi” teoriler berbat siyasi tercihlere karşı çok etkili bir koruma sağlamaz... Her an, adım adım, düşünülen, ve söylenen şey ile yapılan ve olunan şeyi karşı karşıya koymak gerekmektedir... öbür yandan, iktidar ilişkilerinin, kurumlarının ve bilginin tarihsel ve kurumsal analizi ile onları gerçeklikte sorgulayan hareketler, eleştiriler ve deneyimleri mümkün olduğu kadar sıkı biçimde bir araya getirmek benim için her zaman önemli oldu. Bütün bu “pratik” üzerinde ısrar ettiysem, bunu fikirleri “uygulamak” için değil; onları sınamak ve değişikliğe uğratmak amacıyla yaptım. Bir filozofun kişisel siyasi tutumunun anahtarı onun fikirlerinde değil (sanki oradan çıkarılabilirmiş gibi); daha ziyade, onun yaşam olarak felsefesinde, felsefi yaşamında, ethos’unda aranmalıdır.”

Michel Foucault, Siyaset ve Etik, Seçme Yazılar - 2, Ayrıntı.

Aslan derisi altındaki eşek…

“… Diyalektik öncelikle yaşamı yargılamak, sınırlamak, ölçmek iddiasında olan, yaşama karşı tepkili, kuramsal insanın düşüncesidir. İkinci olarak, yaşamı olumsuzun çalışmasına tabi kılan rahibin düşüncesidir. İktidarını kurmak için olumsuzlamaya ihtiyacı vardır, tepkisel kuvvetleri zafere taşıyan tuhaf istenci temsil eder. Bu anlamda diyalektik tam olarak Hıristiyan ideolojisidir. Son olarak kölenin düşüncesidir, tepkisel yaşamın kendisini ve evrenin tepkisel-oluşunu ifade eder. Onun önerdiği ateizm bile, kiliseye özgü bir ateizmdir; efendi imgesi bile bir köle imgesidir. –Diyalektiğin yalnızca bir olumlama hayaleti yaratması bizi şaşırtmayacaktır. Olumluluğun aşılmış karşıtlık ya da çözülmüş çelişki olarak imgesi, kökten bir biçimde yanlışlandı. Diyalektik olumluluk, diyalektikteki gerçek, eşeğin “evet”idir. Eşek, kabullendiği için olumladığını sanır, oysa kabullendiği şey yalnızca olumsuzun ürünleridir. İblis için, Zerdüşt’ün maymunu için, omuzlarımızın üstünden atlamak yeterlidir; taşıyanların hepsi, taşırken olumladıklarını, olumlunun ağırlıkla ölçüldüğünü düşünmeye meyillidirler. Aslan derisi altındaki eşek, Nietzsche’nin “bu zamanın insanı” dediği budur.”

Gilles Deleuze, Nietzsche ve Felsefe, Norgunk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)