Salı, Nisan 23, 2013

Burda Benim Hayvanlar Alemim

Ozan K.'ya 
beni öldürmesi için davet

Büyük beyaz sessizlikte üzerime kara bir çığ yağmış. Onu sahiplenmemi bekliyor. Mavilikte kaybolmaya çalışan balık, renklerini kumda kaybetmeye çalışan balık. Bir balık başka bir balığın gölgesinde kaybolmaya çalışıyor. Büyük balık küçük balığın renklerini yer. 

Yüzümü şimdi onu yararak ortaya çıkmaya çalışan başka bir yüzden ayırabilir miyim? Işıklı yapraklardan, yeşil dallardan. Kertenkeleler tenimin üzerinde. Tam üç tane. Tenimin rengini alıyorlar. Alıyorlar. Onları göremiyorum ama ordalar. Kucağımda benim rengimi alıyorlar. Kucağımın şeklini alıyorlar. Üçüz. İçime giriyorlar.

Bazen etime dokunuyorlar, öpücükler, sinek avlar gibi. Uykumda acıtmayan küçük arı sokmaları sayesinde uçma yeteneği kazanıyorum. Amımdaki kılların arasından Asya tarantulasının doğum yapması gibi göründü, çıktı, bacağımda yürüdü. Sen hiç tarantula gördün mü? Bir serinlik oldu. Gıdıklandım. Artık daha yakınsın bana. İçimdeki halinden daha yakınsın. İnsana en yakın hayvansın gözümde. Bir geyiksin. 

Rahmimdeki atıklarla beslenen lağım sıçanı. Biraz et alıp masamın üzerinde sana benzeyen bir yontu yapmaya çalıştım. Sığır ya da domuz eti. Ya da benim kendi etim. Seni kollarımda evirip çevirdim. Seni anlamaya uğraştım. Bu hayatta kimse seni benim kadar anlamaya çalışmamıştır ve kimsenin şansı daha az olamaz. 

Yarasalar birleşip başka ve daha iyi bir yarasa yapabilir. Sadece yarasalar yapabilir bunu biliyor muydun? ama bir sokak köpeği ortaya çıktı. Kendini oluşturan naylon çizgilere yakalanmış. Kurtulmak için koştura koştura gözden kayboldu. O zaman boz ayıyı ve yavrularını gördüm. Anne ölmüştü. yavruların başta ondan süt emdiklerini sandım ama aslında memelerini yiyorlardı. Memenin içinde kalan son süt yudumları ve kan karışmıştı. Zar yırtıldı, bir şeyler döküldü. O an anladım ki anne uyanıktı yavrularını besliyordu ben de uyanıktım. Büyük boz ayının hırıltılı göğsüne başımı dayayıp uyumak istiyorum.

Çalılıktan havalanan onlarca beyaz kaz ay ışığını bir süre yanıma yöreme dağıttı. Gündüz gibi oldu. Bilmeden dünyanın merkezinden geçen koyun sürüsü. Hattı izle. Toplam varlığımızdan çalarak ilerliyor. O koyunların yediği her şeyden tatmak için ölüp biten bir akbabayım ben. Sen doğmadan önce başlamıştım. Kokuyordum, karnım büyüyordu, adet görmüyordum. Hamile bokunun kıvamı bilinmez. yazı yazmaya çizmeye çok elverişli. Şişkin göbeğimin üstüne bir yüz çizdim ve onu örten boktan bir gül.

Boktan dünya haritasında yerimi göster. Ben bazen İstanbul'un üzerine parmağımı bastırıyorum. Kan emmekten şişmiş bir böceği ezer gibi. İstanbulş ehir haritasını hamile bokuyla sıvıyorum havanın neden kapalı olduğunu anladınız mı?

Ölümün bana verdiği yetkiye dayanarak Proscenium Arch'ı da kapatıyorum. 

Özlem Z. Almanya'dan bildirdi. Beni öldürmeniz için size yalvarıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)