Pazartesi, Ağustos 12, 2013

Deneyim nasıl yalnızca mümkün oluyor?


Michel Foucault
[Dispositif] Bu terimle açıklığa kavuşturmayı amaçladığım şey, ilk olarak söylemler, kurumlar, mimari biçimler, düzenleyici kararlar, yasalar, idari önlemler, bilimsel sözceler, felsefi, ahlâki ve hayırseverce önermelerden -kısacası, söylenmemiş olduğu kadar söylenmiş her şeyden- oluşan, bütünüyle heterojen bir bütünlüktür. Dispositifin unsurları bunlardır. Dispositifin kendisi ise, bu unsurlar arasında kurulabilecek ilişkiler şebekesidir.
İkincisi, bu dispositifde saptamaya çalıştığım şey tam da bu heterojen unsurlar arasında var olabilecek bağın niteliğidir. Böylece belirli bir söylem belli bir anda bir kurumun programı olarak görünebilir, başka bir anda kendisi sessiz kalan bir pratiği haklı göstermenin ya da maskelemenin bir aracı ya da pratiğe yeni bir rasyonellik alanı açarak, ikinci düzeyde yeniden yorumu işlevi görebilir. Kısacası, söylemsel olan ya da olmayan bu unsurlar arasında bir tür oyun vardır.
Üçüncüsü, “dispositif” teriminden, belirli bir tarihsel andaki başlıca işlevi acil bir ihtiyaca karşılık vermek olan bir tür formasyonu anlıyorum. Demek ki dispositifin baskın bir stratejik işlevi vardır. Bu, örneğin, özünde merkantilist bir ekonomi açısından yük olabilecek hareketli bir nüfusun asimile edilmesi olabilir: Burada, zaman içinde deliliğin, akıl hastalığının ve nevrozun denetimini sağlayan ya da kendi boyunduruğu altına alan bir dispositifin matrisi işlevi gören stratejik bir zorunluluk var.


Pierre Klossowski
… Böylece Nietzsche bu süreci kaynağına kadar götürerek, düşüncenin yalnızca gölge olduğu olgusunu yeniden keşfeder: direnme gücü. Aslında, eyleyenlerin yalnızca tasarımlar üretme gücü olması için anlık nasıl oluşmuştur.
Her tasarım, önceki bir olayın yeniden fiiliyata geçirme hazırlığından başka bir şey değildir. Ama olay kendi açısından, eyleyenin kendine göre tasarımı içinde, ya bitiş ya da başlangıç olarak yalıttığı bir süreklilik anından başka bir şey değildir. Ve eyleyen bunun üzerine tefekküre daldığı andan itibaren, kendisi de şeyin bitişinden veya başlangıcından başka bir şey olmaz.
Bize gelen her tefekkür, bize katılmış olan önceden yapılan bir tefekkürün izinden başka bir şey değildir; bu, bizi oluşturan ve şimdi “faydasız” hale gelmiş eylemlerin önceden yapılan bir tefekkürüdür, öyle ki kendi tasarımımız kendi organizasyonumuzdan önceki olayları yeniden ele geçirmekten başka bir şey yapmaz. Anlığın tasarımının ve ürünlerinin, bizi yeniden önceden tefekküre dalmaktan vazgeçiren düşüncelerimizin kökeni budur. Ama her bir kişiye özgü organizasyonun belki de farklı bir kökeni vardır. O halde bir şey bizde bugüne kadar direnebilmiştir: bu direnme, anlığın tutarlılığı düzeyinde değildir. Bu, gelecekteki eylemlerin yeni bir önceden tefekkürü olmayacak mıdır?...*
* “Yaşam süreci, ancak bir şekilde önceden katılmış olan sayısız deneyime her zaman yeniden başlamak zorunlu olduğu için mümkündür.– Organiğin temel sorunu şudur: “Deneyim nasıl yalnızca mümkün oluyor?” Yalnızca bir anlama biçimimiz var: kavram –özel durumu kapsayan genel durum. Bir durumda, genel olan, tipik olan bize deneyime aitmiş gibi görünüyor; - bu anlamda ‘canlı’ olan her şey bize ancak bir anlık aracığıyla kavranılabilir görünüyor: Bununla birlikte, başka bir anlama biçimi vardır: – yalnızca kendi üzerinde etkili olan büyük bir eylem miktarına karşı korunmayı ve kendilerini savunmayı bilen organizasyonlar varlıklarını sürdürürler.” (Nietzsche)
Bundan dolayı, Nietzsche’nin aforizmaları, düşünme eylemine her tür “kavramsallaştırma”ya direnç gösterme niteliğini vermeye, eylemi anlığın “kuralları”nın berisinde tutmaya ve bu şekilde “kavramlar”ın yerine değerler adını verdiği şeyi koymaya yönelmektedir – her “kavram”, düşünce için değil de herhangi bir gücün zaferi için olan etkin bir edimin izinden başka bir şey değildir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)