Salı, Eylül 24, 2013

Maurice Blanchot… doğumu, Eylül 22. 1907.

Maurice Blanchot… doğumu, Eylül 22. 1907.
         

Sanata dönüş

Burada, bize yöneltilmiş olan sorunun bütün gücü içinde kendisine her türlü yanıtın geri döndüğü çelişkiyi ortaya çıkardığı noktaya ulaşıyoruz. Yapıtın söylediği başlangıç sözcüğüdür. Yine de bugün yapıt sanat yapıtıdır, sanattan kalkarak yapıttır ve kökenini oluşturan ve özü onun görevi olan sanatı söylediği zaman başlangıcı söyler. Ama nereye götürdü bizi sanat? Dünyadan öncesine, başlangıçtan öncesine.

Bizi başlama ve bitirme gücümüzün dışına attı, bizi içi olmayan, yeri olmayan ve dinginliği olmayan dışarısına yöneltti, yanılgının sonsuz göçüne bağladı. Onun özünü arıyoruz: Gerçek olmayanın temel nitelikli hiçbir şeyi kabul etmediği yerdedir o. Onun hükümdarlığına yöneliyoruz: Krallığı yakar, kökeni yıkar, onu yolundan sapmış sonsuzluğun gezici uçsuz bucaksızlığına geri götürür. Yapıt, yeniden başlamaya bir yandan bağlı olan sanattan kalkarak başlangıç sözcüğünü söyler. Varlık der, varlığın kaçınılmazlığını söyleyen edilgenliği, biçimi olmayan söz uzatıcılığı söyleyen sanatı söyleyerek seçim, egemenlik, biçim der ve, seçimin içinde, bizi hâlâ içinde, her türlü başlangıcın berisinde, içerisinde gizlenmenin karanlık alçalma ve yükselmesinin homurdandığı temel bir Evet ve Hayır içinde tutar.

Sorun budur. Aşılmamış olmayı gerektirir. Yapıtın, tam olarak köken onu kendisini yitirebileceği yere çektiği için ve ne başlangıcı ne sonu olan şeyin acımasız diretmesinden bir sıçramayla kaçmak zorunda olduğu için başlangıç sözcüğünü söyleyebilecek durumda olması, onun bu sıçrama olması ve kendisinin olmayan gerçek ile onun kendi başına buyruk olmasını engelleyecek açınlanmamışın söz uzatıcılığı arasında, -anlama olanağı olarak ölüm ile olanaksızlık korkunçluğu olarak ölüm arasında- gizemli bir biçimde devinimsizleşmesi, belirsizin ve biçimsizin en yakınında gerçekleşir olmasının onda ölçüyü, bağı, uygunluğu ve sınırı yüceltmesi, tüm bunlar söylenilebilir, tüm bunlar bir yanıtın kendi kökeninin kaygısında olduğu, öz olmayana yakın olanın özünü görev olarak aldığı ölçüde, kararlılıkla yanıt verilemeyen “Sanata sahip miyiz?” sorusu içerdiği sürece yanıt ne anlama gelir?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)