Pazartesi, Ekim 20, 2014

Ko...



Suphi Nejat Ağırnaslı


"Ben bir hayat yaşadım ve hayatıma giren herkesten çok şey öğrendim; öğrendiklerimle bir tercih yaptım, hakikate veya hakikatlere şahit oldum ve hayatın diyalektiğinde öbür kutba geçtim, hayırlara vesile olmasını dilerim. Sıradan bir insan olarak doğdum, sıradan bir insan olaraktan da sizinle vedalaşıyorum. Sizi sıkça yarı yolda bırakmış olduğumu, bazen hoyratça davranmış olduğumu ve üzdüğümü, üzmüş olduğumu biliyorum. Beni son kez affedin.

Sıradan bir genç olarak sıradan çelişkilerden dolayı, sadece bir tercihte bulundum; her şeyden önce bu tercihi kendim için yaptım. Ulvi bir inanç için yola çıkmadım, ulvi olmayan insanlarla hayatı, büyüsüz bir dünyayı, şeyleşmiş bir dünyayı büyülemek istedim o kadar. Çelişkilerimin aşılamayacağını, zira bunlar toplumsal oldukları için ancak insanın çelişkilerini örgütlemeyi, daha üst bir mertebede toplumsallaştırmaya çalışabileceğini öğrendim. Hayatımda hakikate vardığım en yakın nokta budur.

Söke'de kaçak doğmuş, Türkiyeli bir Duisburglu, Claubergli; Türkiye'deyse her neysem işte o olaraktan hiçbir şeyden pişman değilim. Hayatta her musibet kazanımcı olduğunda insana katkılar sunan bir fırsatmış aslında. Tek derdim asla büyümemek, büyüklerin dünyasının bir parçası olmamaktı, hep çocuk kalmak yani... Şimdi tıpkı Peter Pan gibi Neverland'e gidiyorum, asla büyümemek üzere. Bundan daha çok beni mutlu eden bir şey olamazdı.
...
Türkiye'nin batısında sıradan emekçi insanların hayatını büyüleyecek, sıradan kahramanlar çıkaracak büyük bir çıkışın tohumlarını, hakikat arayışçılığının öncü ve artçı örgütünü yaratmanız dileğiyle.



Her yürek devrimci bir hücredir!!!

Hayalgücü iktidara!!!"






Sandro Mezzadra 



“… Peki, şimdi ne olacak? Bizler, Rojava ve Kobanê’den yana olup sokaklara çıkarak ve bu bakış açısından, kesinlikle somut bir biçimde savaş karşıtlığımızı yeniden icad ederek bu Komünizm tarzının savunucuları olacağız. Burada Rojava’nın şimdiki tarihimizle olan bağlarının bilincinde olmamız gerekiyor; Seattle’ın, Genova’nın, Zapatistalar’ın yankılarını duymaya hazır olmalıyız. Çünkü bu yankılar duyuluyor. Ve hepsinden fazlası, Mağrib ve Maşrek’teki 2011 ayaklanmalarını birbirine bağlayan ve bu ayaklanmaları geçen yıl gerçekleşen Türk ve Brezilya ayaklanmalarından, İspanya’daki Mayıs Hareketine ve “İşgal Et” Hareketine uzatan ipliği görmek zorundayız. İşte bu iplik şimdi Kobanê ve Rojava sokakları boyunca uzanıyor.

Savaş şimdi Avrupa sınırlarına dayanıyor; yani kentlerimize, savaştan kaçan erkek ve kadınların hareketi olarak geliyor –tabii eğer Akdeniz’in derin sularına düşmeyecek kadar şanslılarsa… Savaş, yarattığı krizle, toplumsal hareketleri daha da sertleştirmekle tehdit ediyor ve yoksulluğun otoriter yönetimine yol açıyor. Savaş ve kriz: yeni bir ikili değil. Bununla beraber biçimleri yenidir: Bu küreselleşme döneminde belirgin bir nitelik teşkil eden Amerikan hegemonyasının görece krizinde savaş hâlâ, “iktidarı alaşağı eden” şiddetini gözler önüne seriyor. Fakat ufukta tek bir gerçekçi “yeniden inşa” senaryosu yok (bizim görüşlerimize karşıt olabilecek tarzda bile). “Anti-terörist koalisyon” içindeki hadiseler bu çıkmazın açık bir örneğidir.

Bu türden bir çıkmazı bozmak, Avrupa’daki kemer sıkma politikalarına karşı verilecek mücadelelerin gerçek bir başarı elde edebilmesi açısından gerekli bir koşuldur. Bu da yalnızca savaşın ortaya çıkma nedenleriyle radikal bir şekilde uyuşmayan yaşama ve toplumsal ilişkilere ait örgütlenme ilkelerinin gerçek ve somut bir olumlamasıyla mümkün olacaktır; Rojava deneyiminin örnek alacağımız bir karakter edinmesinin nedeni budur. Kobanê’deki sokak çatışmalarının olduğu günlerde, İstanbul’da ve Türkiye’nin diğer şehirlerinde binlerce insan gösteri yaptı ve polis güçleriyle çatıştı. Ayrıca yüzlerce Kürt, Brüksel’deki Avrupa Parlemantosu’na zorla girdi. Avrupa düzeyinde politik eylemlerin sık sık, ancak soyut bir düzeyde kalacağı söylenir. Şimdi Kürtlerin, 2003’teki Irak savaşına karşı gösterilerdekine benzer şekilde –fakat bu sefer bölgesel bir ara kararla – halkı seferber edebilecek Avrupa’daki savaş karşıtı hareket tarafından desteklendiğini hayal etmeye çalışın. Şartlar yeterince gerçeğe uygun değil mi? Biraz daha karmaşıklaştıralım. Bu bir rüya mı? Biri zafer kazanmak için düş görmek gerektiğini söylemişti.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Words Words Words" (Hamlet)